Ana Sayfa Konum  |  Ion kentinin kurulusu  |  Geometrik donem kenti   |  Erken arkaik donem kenti  |  Gec arkaik donem kenti  |  M.ö. 5. yuzyil kenti  |  M.ö. 4. yuzyil kentleri  |  Hellenistik ve Roma donemi kenti  |  Seramik islikleri  |  M.ö. 6. yuzyil zeytinyagi islikleri  |  M.ö. 6. yuzyil demirci isligi  |  Nekropolis alanlari  |  Nympha Magarası  |  Yayinlar 


01

KONUM

Oniki İon kenti arasında anılan Klazomenai, İzmir Körfezi'nin ortalarında Urla-Çeşme yarımadasının güney kıyısında,  yer almaktadır resim 01-01. Tarih yazarı Herodotos kitabında İonia'yı [1. 142.1-4]:

[1] οἱ δὲ Ἴωνες οὗτοι, τῶν καὶ τὸ Πανιώνιον ἐστί, τοῦ μὲν οὐρανοῦ καὶ τῶν ὡρέων ἐν τῷ καλλίστῳ ἐτύγχανον ἱδρυσάμενοι πόλιας πάντων ἀνθρώπων τῶν ἡμεῖς ἴδμεν:

[2] οὔτε γὰρ τὰ ἄνω αὐτῆς χωρία τὠυτὸ ποιέει τῇ Ἰωνίῃ οὔτε τὰ κάτω οὔτε τὰ πρὸς τὴν ἠῶ οὔτε τὰ πρὸς τὴν ἑσπέρην, τὰ μὲν ὑπὸ τοῦ ψυχροῦ τε καὶ ὑγροῦ πιεζόμενα, τὰ δὲ ὑπὸ τοῦ θερμοῦ τε καὶ αὐχμώδεος

[3] γλῶσσαν δὲ οὐ τὴν αὐτὴν οὗτοι νενομίκασι, ἀλλὰ τρόπους τέσσερας παραγωγέων. Μίλητος μὲν αὐτέων πρώτη κέεται πόλις πρὸς μεσαμβρίην, μετὰ δὲ Μυοῦς τε καὶ Πριήνη.

[4] αὗται μὲν ἐν τῇ Καρίῃ κατοίκηνται κατὰ ταὐτὰ διαλεγόμεναι σφίσι, αἵδε δὲ ἐν τῇ Λυδίῃ, Ἔφεσος Κολοφὼν Λέβεδος Τέως Κλαζομεναὶ Φώκαια: αὗται δὲ αἱ πόλιες τῇσι πρότερον λεχθείσῃσι ὁμολογέουσι κατὰ γλῶσσαν οὐδέν, σφισι δὲ ὁμοφωνέουσι. ἔτι δὲ τρεῖς ὑπόλοιποι Ἰάδες πόλιες, τῶν αἱ δύο μὲν νήσους οἰκέαται, Σάμον τε καὶ Χίον, ἡ δὲ μία ἐν τῇ ἠπείρῳ ἵδρυται, Ἐρυθραί. Χῖοι μέν νυν καὶ Ἐρυθραῖοι κατὰ τὠυτὸ διαλέγονται, Σάμιοι δὲ ἐπ᾽ ἑωυτῶν μοῦνοι. οὗτοι χαρακτῆρες γλώσσης τέσσερες γίνονται.

"Panionia'da toplanan İon'lar, kentlerini bizim yeryüzünde bildiğimiz en güzel gökyüzü ve en güzel iklimde kurmuşlardır. Ne daha kuzeydeki bölgeler, ne de daha güneyde kalanlar İonia ile bir tutulabilir, hatta ne doğusu, ne de batısı; kimisi soğuk ve ıslak, kimisi sıcak ve kurak olur. Dile gelince, hepsi aynı ağzı kullanmazlar; dört değişik konuşmaları vardır. Güneyden başlayarak ilk kentleri Miletos'tur; hemen sonra Myus ve Priene gelir; Karia'da kurulmuş bu kentler, aynı bölge dilini konuşurlar. Lydia'da Ephesos, Kolophon, Lebedos, Teos, Klazomenai, Phokaia vardır. Bunların dili daha önce saydığımız kentlerin diline hiç uymaz, hepsi de ortak bir bölge dili konuşurlar. Bunlardan başka üç İon kenti daha vardır ki, ikisi Samos ve Khios adalarındadır, üçüncüsü Erythrai anakaradadır. Bunlardan Khios ve Erythrai aynı bölge dilini konuşurlar, Samosluların ise kendilerine özgü ayrı bir dilleri vardır. Böylece birbirinden ayrı dört bölge çıkmış olur ortaya."    <çev. Müntekim Ökmen>

diyerek tanımlamakta; özetle Lydia bölgesinde kurulmuş Ephesos, Kolophon, Lebedos, Teos, Phokaia ve Klazomenai kentlerinde, diğer İonlardan farklı, ortak bir dil konuşulduğunu, böylece de bu kentlerin dil açısından bir bölge oluşturduklarını bildirmektedir. Herodotos'un dile dayanarak belirlediği bu bölgesel özellik, maddi kültür ürünlerinde de yer yer kendisini belli etmektedir.

Klazomenai'nin araştırma merkezi olarak seçilmesi, kent alanının arkeolojik yapısı ile ilişkili nedenlere dayanmaktadır. Yüzey araştırmaları, anakarada M.ö. 4. yüzyıl sonrasına tarihlenebilecek bir yerleşimin var olmadığını göstermiştir. Bunun sonucu olarak da, Hellenistik ve Roma dönemlerinin büyük yapılarının geniş ve derinlere inen temelleri tarafından bozulmadan korunmuş, daha eski dönemlere ait kültür katlarına, bugünkü tarla yüzeylerinin hemen altında ulaşmak mümkün olabilmektedir.

Karadeniz, Doğu Akdeniz ve Mısır'da yapılmış arkeolojik kazılarda elde edilen malzeme, Klazomenai'nin İonların kolonizasyon girişimlerinde etkin bir rol oynadığını ortaya koymaktadır. Bugün kentin adıyla anılan terrakotta lahitlere resim 01-02 ve yine kentin adı ile anılan siyah figürlü yerli seramiklere resim 01-03 bakıldığında, Klazomenai'nin kendi döneminde önemli bir seramik üretim merkezi olduğu kabul edilmektedir. Aynı durum, Kuzey İonia kentlerinin kendilerine özgü yaban keçisi stilindeki seramik için de geçerlidir. Tüm bu özellikler, seramik başta olmak üzere Batı Anadolu'nun arkaik dönemdeki kültürünün kapsamlı araştırılmasında ve özel olarak da, Herodotos'un metninden de anlaşıldığı gibi, kendi içinde kapalı bir bütün oluşturan Kuzey İonia kültür çevresinin kavranmasında Klazomenai'nin küçük ancak önemli bir merkez olduğunu vurgulamaktadır. Belirlenen nekropol alanlarındaki gömülerde, başka merkezlere ait ürünlerin yerli ürünlerle birlikte açığa çıkması, bilgilerimizin kıt olduğu alanların aydınlatılmasında önemli dayanak noktaları oluşturmaktadır.

Kentin yaşadığı, tarihi olayların maddi kültür ürünleri üzerindeki yansımalarını ve Klazomenai'de elde edilen verilerden yola çıkarak Kuzey İonia'nın geometrik ve arkaik dönemlerdeki kendine özgü kültürünün sınırlarını belirleyebilmek, Ege Üniversitesi adına yürütülen kazının başlıca amacı olarak gözönünde tutulmaktadır.

Araştırma tarihi

Piri Reis'in 1519 yılında Karantina Adası'nı karaya bağlayan yolu anmasından sonra resim 01-04, Klazomenai antik kentindeki araştırmaların tarihi 18. yüzyıldaki gezginlerin notlarına kadar geriye uzanmaktadır. 1764'de İngiliz gezgin R.Chandler bölgeye gelerek Karantina Adası'nı incelemiş, adanın kuzey tepesi eteğindeki tiyatroya, Pausanias’ın sözünü ettiği kutsal mağaraya ve Makedonya Kralı Aleksandros tarafından ada ile anakara arasında yaptırılan yola ait gözlemlerini aktarmıştır. 1867’de B.Randolph Karantina Adası'nda gördüğü kalıntıları kısaca tartışmakta ve Droumousa Adası'ndaki (Uzunada) bazı mermer blokları Roma dönemine ait bir tapınak olarak yorumlamaktadır. 19. yüzyıl sonlarına doğru Klazomenai'de üretilmiş figür bezemeli terrakotta lahitler, eskiçağ resim sanatının ürünleri olarak Avrupa müzeleri ile kolleksiyoncularının dikkatini çekmeye başlamıştır. 1883 yılında G.Dennis, köylüler tarafından rastlantı sonucu bulunmuş iki Klazomenai lahdini yayınlamış, bu arada kentin tarihini ve topografik sorunlarını tartışmıştır. Aynı yıllarda S.Reinach da Klazomenai lahitleri üstüne yayın yapmıştır. Lahitlere yönelik bu ilgi, kısa süre içinde bölgede kaçak kazıların başlamasına ve buluntuların çeşitli müzelere dağılmasına yol açmıştır.

G.Dennis’den yaklaşık 70 yıl sonra diğer bir İngiliz bilim adamı J.M.Cook Batı Anadolu'daki İon merkezlerinin tarihi coğrafyalarıyla ilgilenerek Klazomenai’deki ilk yoğun topografik araştırmaları yapmıştır. 1950’li yıllarda E.Akurgal tarafından da anılan Liman Tepe'deki prehistorik yerleşmeyi belirlemiş ve yüzey malzemesine dayanarak hem arkaik kenti hem de Khyton mevkiindeki M.ö. 4. yüzyıl yerleşmesini lokalize etmeye çalışmıştır. Yıldıztepe’nin kuzey-doğusundaki, bir surla kuşatılmış küçük tepeyi Akropolis olarak tanımlamıştır. Bu tepenin kuzey ve kuzeybatısında uzanan alanları ise M.ö. 6. yüzyıl kentinin ana yerleşim alanları olarak vurgulamıştır.

Bu günkü çalışmalardan önce Klazomenai’de yapılmış tek bilimsel kazı, 1921 ve 1922’de, Küçük Asya Eski Eserler sorumlusu Yunan arkeolog G.P.Oikonomos tarafından gerçekleştirilmiştir. Savaş koşullarında yarım kalan çalışmalarda elde edilen buluntular, Atina Milli Müzesi'ne götürülen bir lahit ile bazı seçilmiş seramikler dışında tamamen kaybolmuştur. Haber nitelikli iki makale dışında buluntularının yayınlanmadığı kazılarda G.P.Oikonomos'un çalışmaları, arkaik nekropolis ve Karantina Adası'ndaki Hellenistik/Roma kenti kalıntıları üzerine yoğunlaşmıştır. Adanın batı kıyısında kuzey-güney doğrultulu döşenmiş bir yolu ve doğuda, zeminleri mozaik döşeli bazı Geç Roma yapılarını açığa çıkarmıştır. Anakaradaki çalışmalarda Monastirakia adlı bölgedeki arkaik nekropolisde 80’den fazla gömüyü incelemiştir. Amphora, lahit ve inhumasyonlardan oluşan bu gömülerin, bu nekropolis alanının yoğun kullanılması sonucu, zaman içinde üst üste geldiklerini ve bir tabakalaşma oluşturduklarını gözlemiştir.

1970 yılında İzmir Müzesi uzmanı  Musa Baran tarafından Kalabak Mevkii'nde bir kurtarma kazısı yapılarak, aralarında Borelli Ressamı tarafından bezenmiş klasik tipteki bir Klazomenai lahitinin de yer aldığı bir grup gömü açığa çıkarılmıştır. 1979 ve 1980 yıllarında Kültür Bakanlığı'nın yaptığı çalışmalardan sonra, 1981 yılında Ege Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümü, Güven Bakır başkanlığında Klazomenai kazısını üstlenmiştir. Ege Üniversitesi adına yürütülen çalışmalar Kültür Bakanlığı, Ege Üniversitesi, Urla Belediyesi tarafından, M.ö. 6. yüzyıla tarihlenen zeytinyağı işliği de Komili Zeytinyağları ile Green Active Halkla İlişkiler ve Tanıtım firmaları tarafından desteklenmektedir.

Antik kentin yer aldığı alanların doğusunda, bugün Çayır olarak adlandırılan bölgede eskiçağda bir körfezin bulunduğuna işaret eden veriler vardır. Doç.Dr. Ünsal Yalçın'ın (Bochum) koordinatörlüğünde programlanan Klazomenai'deki arkeometrik incelemeler arasında bu körfezin sınırlarını belirlemeye yönelik, Prof.Dr. İlhan Kayan (Ege Universitesi), Prof.Dr. Gerth Schröder (Bochum Üniversitesi), Dr. Harald Stümpel (Kiel Üniversitesi), Dr. Filiz Demirel (Kiel Üniversitesi) tarafından yürütülen jeomorfoloji ve jeofizik çalışmalar sürmektedir. Doç.Dr. Ünsal Yalçın, Klazomenai'de açığa çıkarılan seramik ve lahitler üzerinde, bunların üretildikleri merkezleri belirlemeye yönelik araştırmaları sürdürmektedir. Yerleşmenin kuzey-doğusunda da denizin girinti yaparak küçük bir körfez oluşturduğu anlaşılmaktadır. Bu fiziki yapıya bakıldığında, Klazomenai'de hem prehistorik çağ, hem de klasik çağ yerleşmelerinin, diğer İon kentlerinin birçoğunda olduğu gibi bir yarımada üzerinde yeraldığı ortaya çıkmaktadır resim 01-05.

Kentin konumu

Klazomenai kentinin kalıntıları bugün Urla ilçesinin İskele Mahallesi'nde, denize komşu tarlalarda ve kıyıya yakın Karantina Adası üzerinde bulunmaktadır. Yerleşmenin merkezini oluşturan ve harita üzerinde B, C, D harfleri ile belirtilen kazı alanlarının isimlendirilmesinde, çalışmanın yapıldığı tarla sahiplerinin adı kullanılmış, F harfinin belirlediği tepe için J.M.Cook'un önerdiği Akropolis adı benimsenmiştir. Arazi sahibine göre isimlendirilen Akpınar Nekropolis'i, Oikonomos'un isimlendirdiği Monastirakia Nekropolis'i ve Devlet Su İşleri'nin açtığı bir drenaj kanalı sırasında ortaya çıkarılan DSİ Nekropolis'i dışındaki nekropolis alanları için (Yıldıztepe, Kalabak gibi) bugünkü yer adları kullanılmıştır resim 01-06.

Antik çağda bir yarımada üzerinde olduğu anlaşılan kent, bugün doğudaki ve batıdaki körfezlerin dolması ile bu özelliğini kaybetmiştir. Hellenistik ve Roma dönemi kentinin üzerinde yeraldığı ada, 18.-19. yüzyıllar boyunca İzmir'e gelen gemilerin karantina amacıyla bekletildiği dönemden kalan adıyla Karantina Adası olarak bilinmektedir. Eskiden Yolluca Ada ve H.İoannis isimlerini de taşımış bu adada bugün Urla Devlet Hastanesi ve Sağlık Bakanlığı'na ait yapılar bulunmaktadır.

Klazomenai arazisinin (khora) doğuda Smyrna yakınlarına dek uzanmaktadır. Balçova yakınlarındaki Agamemnon Kaplıcaları'nın civarında yer aldığı bilinen Apollon tapınağı kent arazisi içinde kabul edilmektedir. Kentin doğusundaki Güzelbahçe'nin yakın zamana dek Kilizman olarak adlandırılması da, kent alanının hiç değilse buraya kadar uzandığını kanıtlamaktadır. Batıda Erythrai ile sınırının Hypokremnos (İçmeler) civarında olduğu, olasılıkla Gülbahçe Köyü'nün Klazomenai'nin batı sınırını oluşturduğu, güneyde de kent arazisinin Sığacık Körfezi'ne dek uzandığı anlaşılmaktadır. Makedonya'lı Aleksandros'un Klazomenai topraklarındaki bir noktada açılacak bir kanal ile yarımadayı adaya dönüştürme düşüncesinden baksedilmektedir ve bunun için en uygun yer İçmelerden güneye uzanan vadidir. Söz konusu alanda Aleksandros onuruna Aleksandria oyunlarının düzenlendiği, antik kaynaklarca aktarılmaktadır. Sığacık Körfezi yakınlarındaki, yüzey bulgularına göre Arkaik dönemden itibaren iskan gördüğü anlaşılan Yaren Tepe'nin Klazomenai sınırları içinde kaldığı ve belki de, Klazomenai'nin M.ö. geç 5. yüzyıl tarihinin içinde rol almış Daphnous olduğu sanılmaktadır. İzmir Körfezi içindeki adalardan sekizinin Klazomenaililerce tarım amaçlı kullanıldığını Strabon aktarmaktadır. Bugün yalnızca altı ada bilinmektedir. Bunlardan Drymoussa (Uzun Ada, Kösten Adası, Makronisi), Pele (Hekim Adası, Kiliseli, İatronisi) ve Marathousa (Çiçek Adaları, Aprenisi) en önemli olanlarıdır. Buralarda henüz ayrıntılı yüzey araştırmaları yapılmamıştır. İzmir Körfezi'nin kuzey sahilinde, Klazomenaililerin kolonize ettiği Leukai kenti alanındaki Üç Tepeler bölgesinin Kilazmanı olarak anılması da antik dönemden günümüze kadar korunmuş bir miras olarak kabul edilmelidir.

Klazomenai arazisinde yapılan yüzey araştırmalarında farklı dönemlere ait küçük yerleşim merkezleri tespit edilmiştir. Ancak, eskiçağ yazılı kaynaklarında anılan Polikhne, Skyphia, Sidous, Lampsos, Konos, Daphnous ve Mamankia gibi köy ve bölgelerin yerlerini belirlemek mümkün olamamıştır.


Ana Sayfa Konum  |  Ion kentinin kurulusu  |  Geometrik donem kenti   |  Erken arkaik donem kenti  |  Gec arkaik donem kenti  |  M.ö. 5. yuzyil kenti  |  M.ö. 4. yuzyil kentleri  |  Hellenistik ve Roma donemi kenti  |  Seramik islikleri  |  M.ö. 6. yuzyil zeytinyagi islikleri  |  M.ö. 6. yuzyil demirci isligi  |  Nekropolis alanlari  |  Nympha Magarası  |  Yayinlar