Ana Sayfa Konum  |  Ion kentinin kurulusu  |  Geometrik donem kenti   |  Erken arkaik donem kenti  |  Gec arkaik donem kenti  |  M.ö. 5. yuzyil kenti  |  M.ö. 4. yuzyil kentleri  |  Hellenistik ve Roma donemi kenti  |  Seramik islikleri  |  M.ö. 6. yuzyil zeytinyagi islikleri  |  M.ö. 6. yuzyil demirci isligi  |  Nekropolis alanlari  |  Nympha Magarası  |  Yayinlar 


09

SERAMİK İŞLİKLERİ

    Klazomenai, endüstri alanları ile ilgili verilerin çeşitliliği ile önem kazanmaktadır. HBT sektöründeki, M.ö. 6. yüzyıl içinde iki ayrı kullanım evresi gösteren zeytinyağı işliği ve aynı yüzyılın sonlarında etkinliklerini sürdüren diğer zeytinyağı işlikleri, kentin bu dönemde artan denizaşırı isteği karşılamaya yönelik girişimler içinde olduğunun bir kanıtıdır. Kentte açığa çıkarılan seramik fırınları, kemik alet (ya da süs eşyası ?) işliği ve demirci işliği ise diğer endüstri birimleri olarak dikkat çekmektedirler.

    Yunan uygarlığı üzerine bilimsel bulguların sınırlı olduğu alanlardan birisi, endüstri alanları ve bunların organizasyonu sorunudur. Antik metinlerde hem bu sorunun kendisi, hem de ekonominin düzenlenmesi konularında ciddi bir sessizlik ya da eksiklik mevcuttur. Öte yandan söz konusu alanlar ile ilgili maddi verilerin de olağanüstü azlığı, soruna sağlıklı bir çözüm getirilmesini zorlaştırmaktadır. Ege havzasında bu denli yoğunlaşan araştırmalara rağmen, daha hala arkaik ve klasik dönemlerdeki endüstriyel yapıyı bütünüyle değerlendirebilmek, üretime dönük faaliyetlerin ne zaman ve ne şekilde, gerektiğinde yapılan işler olmaktan çıkıp, toplumsal işbölümü içinde sürekli uğraşlar haline geldiklerini söyleyebilmek çok güçtür. Antik Yunan dünyasında seramik üretiminin bağımsız bir endüstri olduğunu kanıtlayan en önemli arkeolojik izler Korinth'te ele geçmiştir. Yaklaşık M.ö.650-480 tarihleri arasında etkinlik gösterdiği belirlenen ve Çömlekçiler Mahallesi olarak tanımlanan alanda çok sayıda fırın, işlik, depo alanı ile burada üretilen vazolara ait binlerce parça açığa çıkarılmıştır. Atina Agorası'nın kuzey-batısındaki bir noktanın ise "çömlekçiler mahallesi" anlamına gelen "kerameikos" olarak isimlendirilmesi, antik Yunan yerleşmelerinde çömlekçi atölyelerinin bir arada oldukları konusunda destekleyici bilgiler sağlamaktadır. Ancak bunun aksine, örneğin Miletos'ta, Kalabak Tepe'deki M.ö. erken 6. yüzyıla tarihlenen bazı evlerin bahçelerinde açığa çıkarılan seramik fırınları, söz konusu üretimin yarı-zamanlı bir iş olarak da sürebildiğini düşündürmektedir.

     Klazomenai, özellikle arkaik dönemde ürettiği seramikler ile bilinmekte ve bu alanda Kuzey İonia'daki en önemli merkez olarak tanınmaktadır resim 09-01. Kentte yürütülen kazılarda da Klazomenai'nin bu alandaki konumunu doğrulayan arkeolojik izler elde edilmiştir. Kentin arkaik dönem seramik fırınlarının, yerleşme alanlarının dışında ve uzağında etkinlik gösterdikleri anlaşılmaktadır. Seramik fırınların yerleşmenin güney-batısında bulundukları, gerek yüzey araştırmalarında elde edilen malzemelere ve gerekse de kazılan bir örneğe dayanılarak bilinmektedir. Akropolis tepesinin güney eteklerinde resim 09-02, ayrıca İskele-Yıldıztepe arasında uzanan patika yolun doğusunda yüzeyden bol miktarda toplanılan, üretim artığı olarak tanımlanabilecek kötü pişmiş seramik parçaları ve cüruflaşmış örnekler de endüstriyel aktivitenin bu alanlarda yoğunlaştığının bir başka kanıtı olmaktadırlar.

Klazomenai'de arkaik dönem yerleşmesi esas olarak Limantepe höyüğünün güney ve güney-batısında yer almaktadır. Bu kesimin esas olarak sivil iskana yönelik olarak kullanıldığı, burada çeşitli noktalarda yürütülen kazıların sonuçlarından anlaşılmaktadır. Sivil iskan için kullanılan kesimden Yıldıztepe yönünde güneye doğru ilerlendiğinde, Oikonomos'un ardından Klazomenai'deki ilk detaylı çalışmaları yürüten ve özellikle kentin tarihsel topografyası üzerinde duran J.M. Cook'un Akropolis Tepesi olarak tanımladığı alçak tepeye ulaşılır resim 01-06. Bu tepenin kuzey-batı ve batısında uzanan ve İskele'den gelen patika yol, Yıldıztepe'nin batı eteklerindeki arkaik dönem mezarlığına ve yine arkaik dönemde kullanılan Monastirakia mezarlığına ulaşır. Bugün Akropolis tepesinin batısındaki vadiden akan, Evrenkaya'nın eteklerinden doğan küçük derenin, antik dönemde de benzer bir yatağa sahip olduğu kabul edilmelidir. Çünkü Klazomenai'ye su sağlayan ana kaynakların Yıldıztepe ve Evrenkaya çevresinde yer aldıkları, Yıldıztepe mezarlığında açığa çıkarılan ve Roma dönemine ait taş duvarlarla inşa edilmiş, üstü örtülü iki ayrı kanal şebekesi ile Hellenistik ve Roma dönemlerine tarihlenen terrakotta su künkleri sayesinde bilinmektedir. Akropolis tepesinin güney ve batı yamaçları M.ö. 6. yüzyılda endüstriyel alan olarak kullanılmıştır. Su kaynaklarının seramik üretimi için en gerekli unsurlardan birisi olması yanısıra, yer seçimini doğrudan etkileyen başka önemli faktörler de vardır. En önemlisi söz konusu alanların yerleşme yerinden uzak ve yerleşmenin güney-batısında  yer alıyor olmasıdır. Böylece, bölgede hakim olan kuzey rüzgarı aracılığı ile, seramik işliklerinin yarattığı duman ve kokunun yerleşme üzerine yayılmaması sağlanmıştır. Bu durumda, doğası gereği çevrede belli bir kirlilik yaratan bu tür bir etkinlikten, günlük yaşam alanlarının olumsuz etkilenmesinin önlenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca, üretim noktaların hem kutsal alana hem de mezarlıklara yakın oluşu, çömlekçilerin ortaya koydukları ve hem sunu hem de ölü hediyesi olarak yoğun bir şekilde kullanılan seramik ürünlerinin pazarlamasını da kolaylaştırmaktadır resim 09-08.

    Akropolis Güney Yamacı'nda 1982 yılında başlayan ve aralıklarla 1997 yılına kadar devam eden çalışmalarda M.ö. 6. yüzyılın ilk yarısına tarihlenen biri iyi korunmuş durumda olmak üzere çömlekçi fırınlarına ait izler açığa çıkarılmıştır. Ayrıca 1998 yılında yürütülen jeomanyetik ölçümler sonucunda aynı alanda, benzer şekilde çömlekçi fırınlarının varlığına işaret eden bir dizi anomali saptanmıştır. Önümüzdeki yıllarda yapılacak yeni analizler ile bu çömlekçi fırınlarının durumları, planları ve birbirlerine göre konumları değerlendirilecek, bu veriler sonucunda aynı alanda söz konusu endüstriyel birimlerin özellikleri daha geniş boyutlarda araştırılacaktır.

    Akropolis Güney Yamacı'nda sürdürülen kazılar, alanda iki farklı yapı katının varlığını göstermiştir. Bunlardan daha derinde, dolayısıyla daha erken tarihli olanı çömlekçi fırınlarının ait olduğu evre ile bağlantılıdır ve elde edilen buluntuların gösterdiğine göre M.ö. 6. yüzyılın ikinci dörtlüğüne tarihlenmektedir. Bu evrenin üzerinde yer alan tabakada artık seramik fırınlarının kullanımı söz konusu değildir. M.ö. 6. yüzyılın son dörtlüğüne tarihlenebilecek ikinci evrede, alanda köklü ve kalıcı bir mimarinin kurulmasına yönelik çabalar gözlenmektedir. Eldeki buluntuların gösterdiğine göre, kemik eşyalar üreten birim ile bir zeytinyağı üretim işliği seramik atölyelerinin yerini alan yeni endüstri dallarıdır.

Akropolis Güney Yamacı, I. Evre (M.ö. 570-550)

    Alanda, anakaya üzerinde gözlenen Geç Geometrik döneme kadar izlenen malzeme resim 03-01, tepenin üstündeki kutsal alan ile ilişkili olarak kabul edilmelidir. Fırınların bulunduğu evrede ise, Akropolis Güney Yamacı'nda yoğun bir yapılaşma ya da düzenli bir organizasyonun söz konusu olmadığı anlaşılmaktadır. Kazılan alan sınırlarında, Akropolis Güney Yamacı'nda birisi devre dışı kalmış ve bozulmuş, bir diğeri çok az bir bölümü ile açığa çıkarılabilmiş, sonuncusu ise tamamen kazılarak değerlendirilmiş üç ayrı fırına ait izler saptanmıştır. 1987 yılındaki kazılarda açığa çıkarılan seramik fırını doğrudan anakaya üzerine yapılmıştır. Yaklaşık olarak kuzey-güney yönünde yerleştirilen bu fırının ağız kısmı güneydoğuda yer almaktadır. Zemin planı, diğer merkezlerden bilinen paralelleri gibi armut biçimindedir resim 09-04. Fırının üst yapısı sağlam olarak günümüze kalmamıştır. Ancak özellikle Korinth yakınlarındaki Pentekouphisia'da bulunan pişmiş toprak levhalardaki çizimlerin gösterdiğine göre bu kısım kubbe şeklinde olmalıdır. Klazomenai örneğinde ateşin yandığı bölümün üzerinde bulunması gereken ve vazoların yerleştirileceği, pişmiş topraktan yapılan ızgara da sağlam olarak ele geçmemiştir. Bu ızgaraya ait parçalar dağınık bir şekilde fırının içinde bulunmuşlardır.

    Kazı sırasında fırının içinde, özellikle ağız kısmı ve çevresinde resim 09-05 dağınık kerpiç ve ızgara parçaları ile birlikte azımsanmayacak miktarda seramik buluntu ele geçmiştir. Elde edilen bu seramiklerin hemen hepsi parçalar halindedir. Bu buluntular, ele geçtikleri duruma bakıldıklarında kazısı yapılan fırının orjinal üretimi olarak tanımlanmamalıdır. Anlaşıldığı kadarıyla kazısı yapılan bu fırın, kullanımdan çıktıktan sonra komşu atölyelerin bozuk ürünlerinin ve artıklarının yığıldığı çöplük işlevi görmüştür. Fırın içinden elde edilen bütün bu seramiklerin de, bir başka fırının tek bir kerede hatalı pişme sonucu bozulmuş artıkları olduğu anlaşılmaktadır. Fırının kazısı sırasında elde edilen seramikler temelde iki ana gruba ayrılırlar. Bunlardan ilki beyaz astar üzerine basit geometrik motifler taşıyan, bazıları ise hayvan figürleri ile bezeli olan Orientalizan stildeki örnekler; diğerleri ise siyah astarlı ve ek beyaz nokta dizileri ile bezeli olan seramiklerdir. Özellikle ikinci grubu oluşturan seramikler arasında kapalı formlar çoğunluktadır. Bunlarda sert konturlar, kaide ya da kulplardan belirgin bir keskin profil ile ayrılan küresel gövdeler oldukça dikkat çekicidir. Bu özellikleri ile madeni prototiplerin basit kil taklidleri izlenimi vermektedirler. Beyaz boya ile yapılan süslemeler de, genellikle boyun-omuz geçişine yerleştirilen basit nokta dizileri, bazı durumlarda basit dalgalı çizgiler ve seyrek de olsa iri noktalar ile yapılan rozetler ile sınırlıdır. Söz konusu bu seramikler ile Lydia'nın başkenti Sardeis'te bulunan aynı stildeki örnekler arasında benzerlikler vardır.

    Orientalizan stilde bezeli parçalar geç yaban keçisi stilindedir ve kendilerine has bir üsluba sahiptir resim 09-06. İlginç olan nokta, bu fırının kazısında açığa çıkarılan yaban keçisi stilindeki seramiklerin benzer örneklerine kentin yerleşme alanlarında ya da nekropolis alanlarında bugüne kadar rastlanmamış olmasıdır. Dolasıyla antik dönemin endüstrisinin boyutlarını değerlendirirken ne denli temkinli olunması gerektiği konusunda, kazısı yapılan bu seramik fırını iyi bir gösterge olmaktadır.

    Seramik fırını içinde elde edilen parçalar arasında en önemli grubu, bazı parçalarının dikkatle delinmesi sonucu elde edilen ve test parçası olarak isimlendirilen örnekler oluşturur. Bunlardan yirmiye yakın örnek ele geçmiştir. Bu parçaların yüzeyinde ya da delikleri arasına sızan ve siyah renk alan firnis, bunların test amacı için kullanıldıklarını açık bir şekilde kanıtlamaktadır. Söz konusu parçalar, fırının yanması sırasında yerleştirilen seramiklerin ve bunların üzerlerine sürülen firnisin istenilen rengi alıp almadığını tespite yarayan, gerekli olduğu anda fırının yan yüzündeki küçük delikten içeriye sokulup çıkarılarak kontrol edilen test örnekleridirler.

    Bu seramik fırının tarihlendirilmesi konusu doğrudan doğruya yaban keçisi seramik stili'nin kronolojisi ve bu kronolojinin kendi özel problemleri ile ilişkilidir. Fırın içinden elde edilen yaban keçisi stilindeki örneklerin hepsi doğal olarak Klazomenai'nin de içinde bulunduğu Kuzey İonia seramik ekolüne aittir ve bunların hepsinde rezerve teknik kullanılmıştır. Hiçbir örnekte kazıma teknik söz konusu değildir. Açığa çıkarılan bir parçada, özellikle Fikellura seramiğinden iyi bilinen, siyah figürlü Kuzey İonia seramiğinde de izlenilen iç içe hilal motifi, söz konusu seramikler üretildiğinde Klasik Fikellura seramiğinin piyasada var olduğunu, ve dolayısıyla da bu seramikleri üreten atölyenin biraz da Fikellura seramiğinin etkisinde kalarak bazı ürünler verdiğini düşündürmektedir. Bu veriler ışığında seramik fırınının içinde elde edilen orientalizan stildeki seramikler ve onlar ile birlikte elde edilen siyah astarlı, beyaz boya ile yapılan nokta dizileri ile süslü olan örnekler yaklaşık olarak M.ö. 6. yüzyılın ikinci çeyreğine tarihlendirilmelidir. Aynı şekilde Sardeis'teki son kazılarda M.ö. 547 Pers tahribi ile bağlantılı depositlerde siyah seramiklerin Lydia versiyonlarının bol miktarlarda ele geçişi, Klazomenai fırını için önerilen bu tarihi desteklemektedir.

    Seramik işliklerinin bulunduğu alanda yer alan kuyunun ilk beş metrelik dolgusu içinde açığa çıkarılan kabartma bezekli büyük vazo parçası resim 09-11 buradaki işliklerde üretilmiş olabilir. Bu seramik fırınlarının çevresinde kalıpla yapılmış plastik vazolara ait kalıp parçaları ele geçmiştir. Ancak, Klazomenai parçasının kalıbına benzer ancak başka bir kalıpla yapılmış, yine  Klazomenai'de ele geçmiş ve 1901 yılından beri  Boston, Museum of  Fine Arts'da bulunan bir parça için Åke Åkerström M.ö. 525 tarihini önermektedir.

Akropolis Güney yamacı, II. Evre (M.ö. 530/520 - 500)

    Akropolis Güney Yamacı'nda I. Yapıkatı olarak adlandırılan ve çömlekçi fırınını bağlayan süreç, yaklaşık olarak M.ö. 560-550'lerde sona ermiş gözükmektedir. Alanda M.ö. 6. yüzyılın sonlarına tarihlenen ikinci yapı katında köklü mimarinin oluşturulmasına dönük birtakım girişimler söz konusudur. Bu evre, nispeten daha iyi tarihlenebilen Attika seramiklerinin gösterdiğine göre M.ö.6. yüzyılın son çeyreğinden daha erkene ait olmamalıdır. Bu evrede artık çömlekçi fırınları faaliyetlerine devam etmemektedir. Onların yerini aynı açık alanlara açılan dörtgen planlı odalar almıştır. Bu odaların tek bir yapı kompleksinin elemanları olup olmadığı konusu henüz kesin olarak söylenememektedir. Ancak kesin olan bir nokta, söz konusu bu birimlerin güney yüzlerinin bir sokağa bakıyor olmasıdır.

    Nispeten geniş ölçekli bir yapılaşmanın izlendiği bu evre mimarisinde, alanda önemli tesviyeler yapılmıştır. Arazinin kendi eğiminden kaynaklanan seviye farklılıkları giderilmeye çalışılmış, seramik işlikleri evresinde ciddi bir engel doğurmayan bu durumun düzeltilmesi için de, özellikle tam seramik fırınının üzerine gelen ve 'C' ve 'H' alanları olarak isimlendirilen bölümlerin bulunduğu kısımda farklı bir noktadan getirilen toprak ile dolgu yapılmıştır. Bu evrede, doğuda kalan birimlerde gezinme düzlemi 14.25-14.20 m. kodlarında bulunmaktadır. Batıda kalan kesimde (M-N-O alanı) söz konusu evre ile ilgili taban düzlemi nispeten daha aşağıda, 13.90-13.80 m. kodları civarında tespit edilmiştir.

    Kazılan alanın kuzey yarısında 'S' ve 'T' olarak isimlendirilen yan yana iki oda mevcuttur. Toplam 2,60 m. x 5,10 m. ebatlarında bir alanı kaplamaktadırlar. Kuzey duvarları kaya içine oyularak yapılan bu odalar, dörtgen şekilli ve basamaklı, platform benzeri bir düzeneğe açılırlar. Bu birimlerde taban düzleminde elde edilen çeşitli malzemeler, bir kez daha yapılaşmanın M.ö. 6. yüzyılın sonlarına ait olduğunu kanıtlamaktadır.

    Bu yapı katında inşa edilen birimler de muhtemelen konut olarak kullanılmamıştır. Örneğin M.ö. geç 6. yüzyıl içinde iki farklı evresi bulunan 'S' alanında, bol miktarda kesilmiş, işlenmeye hazır hale getirilmiş ve tamamlanmış kemik nesneler ele geçmiştir. Çoğunun üzerinde, tornada çok düzgün olarak yapılan dilimler şeklinde süsler mevcuttur. Söz konusu odada bu tür kemik objeler, her iki evreye ait düzlemlerde de ele geçmişlerdir. Mekanın içinde, her iki evrede de mevcut olan ve tabana doğrudan yerleştirilen basit ocak, muhtemelen suda bekletilerek işlenmeye hazır hale getirilmiş kemiklerin kesilmesi ve süslenmesi ardından ısı altında sertleştirilmesi işleminde kullanılmış olmalıdır.

    Anlaşıldığı kadarıyla kuzeyde kalan bu birim, kemik obje yapım işliği olarak kullanılmış olmalıdır. Yalnızca atölye olarak mı işlev gördüğü; yoksa hem yaşanılan yer, hem de üretim yapılan bir işlik olarak mı kullanıldığı sorusunun cevabı da tartışmaya açıktır. Mekanın kuzey duvarının anakaya içine oyularak yerleştirilmesi ciddi bir rutubet sorunu doğurmuş olmalıdır. Ancak bu problemin mekanın yaşam alanı olarak kullanılmasında ne denli bir engel teşkil ettiğini, modern bakış açısıyla tartmak da pek sağlıklı olmayabilir. Akropolis Güney Yamacı kazılarında bu yapıkatına ait tabakalarda elde edilen seramik malzemeler, normal yerleşim yeri depositlerinden tanınan örneklerle uyum içindedir. Bu anlamda, seramik malzemeye bakıldığında Akropolis Güney Yamacı'nın, M.ö. 6. yüzyılın sonlarında sivil iskana dönük olarak kullanılmış olması da ihtimal dahilindedir. Tam zamanlı profesyonel bir etkinlikten çok, yarı-zamanlı bir uğraş olarak kemik obje yapımının bazı birimlerde gerçekleştirilmiş olması mümkün görünmektedir.

    'S' mekanının batı komşusu olan 'T' alanının, 'R' alanıyla bir bütün oluşturarak, 5,50 m. x 5 m. genişliğindeki bir zeytinyağı işletmesine ait olduğu ortaya çıkarılmıştır. 'T' alanında da az miktarda ele geçen işlenmiş kemik parçalarının komşu işlikten mi karıştığı, yoksa zeytinyağı işliğinde yürütülen ek bir işe ait buluntular mı olduğu kesin olarak söylenememektedir.

    Aynı evrede, kazılan alanın doğusunda kalan kesimde, toprak içine gömülmüş beş pithosun alt yarıları açığa çıkarılmıştır. Pithosların hemen güneyinde, anakayaya oyularak açılan bir su kuyusu da mevcuttur. Bu su kuyusunun, alanı güneyden sınırlayan duvarın hemen dibinde yer alışı, kuyunun en azından bu duvar ayaktayken açılamayacağını akla getirmektedir. Yaklaşık 1 m.lik bir çapa sahip olan kuyunun, alandaki seramik fırınlarını bağlayan evrede açılmış olması gerekir. Ancak kazısı sırasında üst dolgusu içinden elde edilen örneklerin gösterdiğine göre de M.ö. geç 6.yüzyılda da kullanımını sürdürmüş olmalıdır. Bu pithosların ait olduğu düzlem, alanda 13.85-13.80m kodlarında yer almaktadır ve elde edilen buluntuların gösterdiğine göre de M.ö. geç 6. yüzyıldan daha erken bir tarihe ait olmamalıdır. Söz konusu pithosların sayıları ve büyüklükleri, bunların sivil iskanda kullanılmadıklarına, endüstriyel bir faaliyette, muhtemelen zeytinyağı depolama amacıyla yerleştirildiklerine işaret etmektedirler.

FGT sektörü M.ö. 4. yüzyıl seramik işliği

    FGT sektöründeki M.ö. 4. yüzyıl yerleşmesinde evlerden birinde ortaya çıkarılan demirci cürufu, bir üretim artığı niteliğindedir. Bu tür artıkların, daha uzak bir alandan taşınmış olması zayıf bir ihtimal olarak düşünülmelidir. Bu durumda, sivil yerleşim alanları içinde de küçük çaplı, yarı zamanlı endüstriyel faaliyetlerin sürebildiği akla gelmektedir. Şimdilik tekil bir buluntu olması ve beraberinde, bir ocağa ait izlerin açık olarak gözlenememesi, tedbirli olmayı gerektirmektedir.

    Yerleşmenin, yüzyıl ortalarında terkedilmesinden kısa bir süre sonra alanın bir seramik işliği tarafından kullanıldığı anlaşılmaktadır. Sivil yerleşmenin duvar akslarını bir çok durumda kullanan, ancak gerektiğinde kent planını bozarak ve eski sokak düzlemleri üzerine taşarak oluşturulmuş bu işlik ve müştemilatının, benzerlerinin de olup olmadığı şimdilik bilinmemektedir resim 07-05. Ancak düzenli bir mimari ile temsil edilmeseler de, farklı noktalarda seramik işliği ile aynı kodlarda ele geçen düzlemler ve çatı kiremiti enkazları, daha yaygın bir endüstriyel faaliyet alanı ile karşı karşıya bulunulduğunu düşündürmektedir.

    Plaka taşlarla döşenmiş bir alanda yer alan seramik fırınının yanıbaşında bir kuyu bulunmaktadır. Fırının zemin planı, eski geleneğin bir devamı olarak armut biçimindedir resim 09-09. Kuzey-güney doğrultusunda yerleştirilen fırının ağzı kuzeydedir. Üst yapısı tam olarak korunmamış olmakla birlikte, fırın içine çöken parçalardan, kubbe şeklinde olması muhtemel bu kısmın konstrüksiyon tekniği hakkında bilgi edinebilmek mümkün olabilmiştir.

    Fırın içten içe, 3,12 m. x 1,85 m. boyutlarındadır. Ağız kısmı ise 0,60 m. genişliktedir. Tabanı taşla döşenmiştir ve fırının ağzına doğru bir eğim gösterir. Taş tabanın doğrudan ateşle karşılaşıp zarar görmesini engellemek için ince bir kil tabakası ile sıvandığı anlaşılmaktadır. Fırının iç çeperi de pithos, seramik, çatı kiremiti parçaları katkısıyla yapılmış ve ince bir kille sıvanarak ısıya dayanıklı bir yüzey oluşturulmuştur. Fırının iç çeperini, dışa doğru yer yer 0,36 m. kalınlığa ulaşan bir kerpiç duvar çevirmektedir resim 09-10. Fırının ağzında ve fırın gövdesinin ağıza yakın kesiminde taş malzeme kullanılmıştır. Böylece fırını yakma ve içindeki külleri boşaltma işlemleri sırasında, ağız kesiminde daha sağlam ve kullanışlı bir iç çeper elde edilmiştir. Fırın içinde, seramiklerin pişirilmek üzere yerleştirileceği ızgarayı destekleyen iki dikme yer alır. Çağdaş çömlekçilerin “pabuç” adını verdiği bu dikmeler, korunmuş halleriyle birbirlerine killi harçla bağlanmış üçer kerpiç tuğladan imal edilmiştir. Dikmelerin oturduğu düzlemin dıştan çatı kiremiti parçalarıyla desteklendiği anlaşılmaktadır.

    Fırın içinde ele geçen yoğun enkazda, üst yapının konstrüksiyonunda kullanılan çatı kiremiti, pithos ve seramik parçaları yanısıra, fırının hatıllarına ve seramiklerin pişme sırasında üzerine konulduğu kil ızgaraya ait parçalar da ele geçmiştir. Fırın ağzında ele geçen tam terrakotta su borusunun işlevi şimdilik bilinmemektedir. Fırın içinde az sayıda siyah firnisli seramik ve yapım merkezi Samos olarak bilinegelen amphoralara ait ağız, boyun, kulp ve gövde parçaları in situ olarak bulunmuştur. Ele geçen malzeme M.ö. 4. yüzyıl ortalarından başlayarak, yüzyılın üçüncü çeyreği boyunca fırının kullanılmış olduğuna işaret etmektedir.

    Alanın güneyinde ise yaklaşık 1,05 m. çaplı, silindirik formlu bir sarnıç yer almaktadır. Sarnıcın tabanı ile ağzının çevresindeki taş döşeme arasındaki kod farkı 1,70 m.yi bulmaktadır. Çamur harçlı kaba taşlarla yapılmış sarnıcın iç yüzeyi kum, kireç ve döğülmüş seramik tozu karışımı bir harçla sıvanmıştır. Sarnıcın dolgusu içinde ele geçen malzeme M.ö. 6. yüzyıl – 4. yüzyıl arasındaki uzun zaman dilimine aittir. Ancak M.ö. 4. yüzyılın üçüncü çeyreğinden daha geç dönemlerin karakteristik seramik örneklerine rastlanmamıştır. Sarnıcı çevreleyen döşemenin dolgusu içinde ele geçen parçalar da bu tarihi desteklemektedir.

    Khyton’daki yerleşimin terkinden sonra endüstriyel faaliyet alanı olarak kullanıldığı anlaşılan FGT sektöründe, bu geç evreye ait mimari izler, sağlıklı bir plan oluşturabilecek ölçüde korunmamıştır. Ancak izlerin kapladığı alanın büyüklüğü, başka yapılar ve olasılıkla çalışanların yaşadığı birimlerin de varlığını düşündürmektedir. Bu düzlemlerde ele geçen malzemenin genel niteliği, yerleşmenin bu bölümünde  endüstriyel faaliyetler yanısıra küçük çaplı yerleşimin de sürebileceğine işaret etmektedir.

Karantina Adası seramik işlikleri

    Hellenistik ve Roma dönemi Klazomenai'sinin bulunduğu Karantina adasının kuzeybatı ucunda, hemen deniz kenarında kayaya oyularak yapılmış dört ayrı seramik fırınının varlığı ilk kez Pierre Dupont tarafından tespit edilmiştir. Söz konusu bu fırınların günümüze kadar açıkta kalışları ciddi tarihlendirme problemleri doğurmaktadır. Ancak bazılarının içinde yer yer curuflaşmış ve fırın tabanına yapışmış firnisli çatı kiremitlerinin ele geçişi, en azından bunlardan bir kısmının Dupont'un söylediğinin aksine arkaik dönemde değil, M.ö. 4. yüzyıl ve belki de Hellenistik dönemlerde kullanıldıklarını düşündürmektedir. Karantina adasındaki bu fırınların boyutları, M.ö. 6. yüzyılın ortalarına ait olması gereken Akropolis Güney Yamacı'ndaki örneğe göre daha büyüktür ve bunlar dörtgen planlıdır. Adadaki örneklerden hiçbirisinin üst yapısı günümüze kadar kalmamıştır, ancak bu kesimlerinin çamur ve kerpiç kullanılarak yapıldığı söylenebilir. Karantina Adası'nda ele geçen ve çömlek üretimi ile ilgili olan arkeolojik veriler bu kadarla sınırlı değildir. Adanın kuzey ucunda, yamaca yapılan ve orijinali Hellenistik döneme tarihlendirilmesi gereken tiyatro binasının önüne, düz bir alan kazanmak amacıyla güçlü bir teras duvarı inşa edilmiştir. Bu teras duvarının batı kesiminde, ve denize bakan yüzünde 1990 yılında çok yoğun bir seramik grubuna rastlanılmıştır. Kaçak kazılarla açılan ve toprak üzerine çıkartılan malzemelerin neredeyse hemen hepsi amphoralara aittir; arada seyrek de olsa çatı kiremiti parçaları mevcuttur. Elde edilen amphoralar arasındaki örnekler iki ana gruba ayrılmaktadır. Bunlardan esas yoğun olan grup, FGT sektöründe M.ö. 4. yüzyıl yerleşmesinin sona erişi ardından kurulan seramik fırınının malzemesi arasında görülen "mantar ağızlı Samos tipi" amphoraların oluşturduğu gruptur. İkinci grup ise Klazomenai'nin M.ö. 4. yüzyılda yerel olarak ürettiği plastik bandlı amphora parçalarıdır. Söz konusu örnekler tarih olarak muhtemelen M.ö. 4. yüzyıl sonuna ya da 3. yüzyılın ilk yarısına verilmelidirler. Bu alandan elde edilen parçalar arasında kötü pişmiş ve bozulmuş örnekler sayıca fazla değildir. Ancak söz konusu bu yoğun seramik grubunun Karantina adasının bu kesiminde varlığı bilinen seramik fırınlarına yakın oluşu, bunların da yakındaki benzer bir fırının ürünleri olabileceği varsayımını akla getirmektedir.


Ana Sayfa Konum  |  Ion kentinin kurulusu  |  Geometrik donem kenti   |  Erken arkaik donem kenti  |  Gec arkaik donem kenti  |  M.ö. 5. yuzyil kenti  |  M.ö. 4. yuzyil kentleri  |  Hellenistik ve Roma donemi kenti  |  Seramik islikleri  |  M.ö. 6. yuzyil zeytinyagi islikleri  |  M.ö. 6. yuzyil demirci isligi  |  Nekropolis alanlari  |  Nympha Magarası  |  Yayinlar