Ana Sayfa Konum  |  Ion kentinin kurulusu  |  Geometrik donem kenti   |  Erken arkaik donem kenti  |  Gec arkaik donem kenti  |  M.ö. 5. yuzyil kenti  |  M.ö. 4. yuzyil kentleri  |  Hellenistik ve Roma donemi kenti  |  Seramik islikleri  |  M.ö. 6. yuzyil zeytinyagi islikleri  |  M.ö. 6. yuzyil demirci isligi  |  Nekropolis alanlari  |  Nympha Magarası  |  Yayinlar 


11

NEKROPOLİS ALANLARI 

        Klazomenai’nin çoğu geç geometrik ve arkaik döneme tarihlenen nekropolis alanları belirlenmiştir. Nekropolislerin kentin tüm çevresine dağılmış ve çoğu durumda eş zamanlı olarak kullanılmış olmaları, dönemin soylara ayrılmış toplumunda, her soyun ölülerini ayrı yerlere gömdüklerini düşündürmektedir. Doğuda Kalabak mevkii ve DSİ Kanalı Nekropolis'leri, güneybatıda Yıldız Tepe Nekropolisi ve Cankurtaran Tepe yakınlarındaki Monastirakia Nekropolis'i, batıda ise Akpınar Nekropolis'i yer almaktadır resim 01-06. Ayrıca 20. yüzyıl başındaki kaynaklarda Urla-İskele yolu doğu kısmında, ‘Kamani’ Mevkii'nde bulunan lahitlerden bahsedilmektedir (Urla ilçesinin doğusunda yer alan Kamanlı mevkii, isim benzerliğine rağmen, farklı konumdadır ve yüzey buluntuları burada bir nekropolis'e işaret etmemektedir). Bunların dışında ise çevredeki bir çok tepe üzerinde yer alan ve tahrip edilmiş  tümülüslerin bulundukları noktalar da gömü alanları olarak kullanılmıştır.

Akpınar Nekropolisi

        1995 yılında 3. Derece Sit Alanında kontrollu temel kazıları sırasında yeri tespit edilebilen ve kazısı sürmekte olan Akpınar Nekropolis'i arkaik dönemde Klazomenai halkının ölü gömme gelenekleri üzerine ayrıntılı bilgiler vermektedir. Nekropolis alanında dağınık olarak ele geçen geometrik dönem seramiği, burasının aslında erken bir dönemde de kullanıldığına işaret etmektedir. Ancak M.ö. 7. yüzyıl ortalarında yapılan köklü düzenleme ve tesviyeler, erken mezarlara ait izleri ortadan kaldırmıştır. Bu yıllarda tüm nekropolis alanı, yakınından geçen derenin kumu kullanılarak düzeltilmiş ve yakın aralıklarla kremasyon/yakma gömüler yapılmıştır resim 11-07. İthal Korinth seramiğini de içeren buluntulara göre yaklaşık M.ö. 650-630 yılları arasındaki ilk kremasyonlar döneminde, yakma işlemi sonrasında mezarlar dikdörtgen plan veren kuru taş duvarlarla sınırlandırılmış ve üzerleri toprakla örtülmüştür. Böylece dikdörtgen planlı küçük birer tümülüs haline gelen mezar bölmeleri arasında gezinme koridorları (diadromos) bırakılmıştır resim 11-02. Kremasyon işlemleri hafifçe çukurlaştırılmış alanlarda gerçekleştirilmiş, şimdiye kadar elde edilen verilere göre “kremasyon kuyusu” kullanılmamıştır. Ölü gömme töreninde kullanılan ve kısmen yanmış olarak ele geçen yerli üretim skyphoslar resim 11-03, oinokhoeler, mutfak kapları, Korinth üretimi ve yerli taklitlerini içeren parfüm kapları, hayvan şekilli plastik vazolar resim 11-04, elektron ve bronzdan yapılmış süs eşyaları, aşık kemikleri başlıca ölü hediyeleridir.

        Akpınar Nekropolis'inin erken gömülerinin işaret ettiği bir yenilik ise yaban keçisi stilinde bezenmiş seramiğin Kuzey İonia’da da, tıpkı Güney İonia’daki benzerleri gibi, M.ö. 7. yüzyıl ortalarından itibaren üretilmeye başladığını göstermesidir resim 11-05. Yüzyıl ortalarına tarihlenen mezarlarda ele geçen vazolar üzerinde,  hem form, hem de bezeme sistemleri açısından bu türün gelişmiş bir stil dönemi ile karşılaşılmaktadır. Bu veriler Kuzey İonia seramik sanatında yaban keçisi stilinin şimdiye dek kabul edilenden daha erken bir tarihte ortaya çıktığını göstermektedir.

        Mezarlığın en erken gömüleri arasındaki bir terrakotta lahit, aynı zamanda Klazomenai’de açığa çıkarılan en erken lahit olmasıyla da dikkati çekmektedir resim 11-06. Birbirlerine kenetlerle birleştirilmiş iki ayrı lahitin parçalarından oluşan bu gömü, içinde ele geçen Korinth seramiğine göre M.ö. 630 yılı dolaylarına tarihlenmektedir. Bu yıllarda yetişkin insanlar için kullanılan tek gömü biçimi olan kremasyonların yanısıra birden ortaya çıkmış gibi görülen bu lahitin tarihi, aynı yıllarda Klazomenai’lilerin Mısır serüvenlerinin başlamasıyla çakışmaktadır. Bu erken lahitin ahşap bir sandığı taklit eden formu daha sonraki dönemlerin klasik Klazomenai lahitlerinden farklı olsa da, Klazomenai’de terrakotta lahit geleneğinin, şimdiye kadar kabul edilen tarihten en az 70-80 yıl kadar daha erken başladığını göstermektedir.

        Nekropolis'in genel düzeninin oluşturulduğu ilk gömülerin ardından çok sayıda yeni gömü yapıldığı anlaşılmaktadır. Mezarlıkta,  M.ö. 6. yüzyıl başlarına ait tek kremasyon gömüye karşın, terrakotta lahit içine gömüler, plaka taşlarla sınırları belirtilmiş bir sandık mezar resim 11-09, dikdörtgen formlu taş bir lahit ve amphora ya da pithos içine gömüler çoğunluktadır. Yaklaşık M.ö. 620/600 yıllarına kadar gömülerin, ilk gömüler için inşa edilmiş taş duvarlı bölmelerin içine ve ilk kremasyon gömüleri bozmamaya özen gösterilerek yapıldığı anlaşılmaktadır. Belki de her bölmeyi, saygı duyulan atanın yanıbaşında gelişen birer aile mezarı olarak kabul etmek gerekecektir. İskelet buluntuları üzerinde sürdürülmekte olan antropolojik incelemelerinin, bölme içi gömülerin genetik ilişkileri konusunda veriler sağlayacağı umulmaktadır.

        İçinde kremasyon gömüye rastlanmayan bölmelerde açığa çıkarılan en erken gömülerin M.ö. 7. yüzyılın sonlarına ait oldukları belirlenmiştir.

        M.ö. 620-600 yılları arasında giderek yoğunlaşan terrakotta lahitler içine gömüler resim 11-15, bir süre kremasyonlarla yanyana kullanılmıştır. M.ö.6. yüzyıl başlarından itibaren ise kremasyon geleneğinin bir örnek dışında terkedildiği ve yetişkinlerin gömülerinde lahitlerin ve pithos'ların kullanıldığı görülmektedir. Bu gelenek farklılaşmasının etnik bir değişimden çok, özellikle Mısır’la ilişkilerin artmasıyla ortaya çıkan etkiden kaynaklandığı sanılmaktadır. Özellikle bazı lahitlerin apsisli formu resim 11-10, Mısır kültürünün izlerini yansıtmaktadır. Erken tarihli lahitlerin formlarında standartlaşma izlenmemektedir. Basit dikdörtgen prizma resim 11-12, apsisli, küvet, ahşap sandık resim 11-13, hatta ev biçiminde değişik formlar kullanılmıştır. Pervazlar vurgulanmamıştır. Çoğunlukla lahitlerin yan yüzlerine yapılan rezerve stildeki bitkisel ve hayvansal motifler, dönemin bezeli seramiğiyle yakın bir ilişki içindedir. M.ö. 7. yüzyıl son onluğuna tarihlenen ev biçimli bir lahitin kapağı da sazdan yapılmış kırma çatıyı taklit etmektedir resim 11-14. Kapağın geniş yüzeyi üzerindeki, bir arabada taşınan ölünün başında ağlayan ve onu yelpazeleyen kadınların tasvir edildiği ekphora sahnesi, örnekleri bugüne ulaşmamış duvar resmi sanatını hatırlatmaktadır.

        En sık karşılaşılan seramik, zaman içinde form ve bezeme şemasında değişiklerin izlendiği kuşlu/bandlı/rozetli skyphoslardır. Cenaze törenlerindeki ziyafetle de ilişkilendirilebilecek bu içki kaplarının resim 11-21 yanı sıra başka ölü hediyeleri de vardır. Halka gövdeli askoslara resim 11-16 yaklaşık M.ö. 630 tarihlerinden itibaren sıklıkla bebek mezarlarında rastlanması, bunların biberon olarak kullanılmış olabileceklerini akla getirmektedir. Korinth üretimi parfüm kapları diğer bir önemli buluntu grubudur. Yerli üretim parfüm kapları arasında plastik vazolar resim 11-22 ve bukkhero alabastronlar bulunmaktadır. Ağız ve boyun kısmı bir kadın başı şeklinde işlenmiş koyu renk hamurlu bir aryballos  resim 11-19 ince işçiliğiyle ve bezeme üslubuyla, örnekleri günümüze ulaşmamış olan metal kapların taklidi olabileceğini akla getirmektedir. İki ayrı mezarda bulunan ve çok sayıda pişmiş toprak küçük elemanlardan oluşan takımlar damaya benzer bir oyuna ait olmalıdırlar. M.ö. 7. yüzyılın son çeyreğine tarihlenen bir gömünün hediyesi olarak bırakılan demir tekerlekler, küçük çapları ile ölünün taşındığı bir araba ya da savaş arabasına ait olmamalıdır.

    M.ö. 6. yüzyıl başından itibaren bir örnek dışında kremasyon geleneğinin terkedildiği, diğer gömü biçimlerinin ise sürdüğü görülmektedir. Yetişkinler için sıklıkla kullanılan lahitlerin yanısıra, zaman zaman pithos içinde gömülere de rastlanmaktadır. Çocuklar ise küçük lahitler ve amphoralar içinde gömülmüşlerdir. Tarihlenebilir mezarlar M.ö. 580-570 yıllarına kadar izlenebilmektedir. Lahitlerin dikdörtgenleşen formları, ağız pervazlarındaki genişleme eğilimi ve buralara çizilen basit motifler, arkadan gelen dönemin klasik tipteki lahitlerine geçişin habericisidirler. Bu dönemde nekropolisdeki bölme sisteminin, duvarların üzerine ve peristasislere yerleştirilen gömülerle bozulmaya başladığı izlenmektedir. Tek bir örnek, bu bozulmanın daha erken bir tarihte, M.ö. geç 7. yüzyılda başladığına işaret etmektedir.

    Ölü hediyelerinin lahit veya pithosların içine bırakılması geleneği M.ö. 6. yüzyılın ikinci dörtlüğünden itibaren terkedilmiştir. Bu nedenle, aralarında figür bezemeli klasik tip Klazomenai lahitlerinin de bulunduğu geç mezarları, buluntuları aracılığı ile tarihlemek mümkün olamamaktadır. Pers istilası ardından, M.ö. 546 - 530/525 tarihleri arasında kentteki yerleşim alanları, endüstri alanları ve diğer nekropolis alanlarında gözlenen boşluk, Akpınar Nekropolis'inde de belirlenmiştir. Akpınar Nekropolis'inde bu tarihler arasına verilebilecek malzemeye rastlanmamaktadır. M.ö. 6. yüzyılın son dörtlüğünde tekrar kullanılmaya başlanan bu nekropoliste gömü parselleri geleneğinin tamamen unutulduğu anlaşılmaktadır. Geç arkaik gömüler arasında amphoralar ve küçük lahitler içindeki bebek gömüleri çoğunluktadır. Ölü hediyeleri arasında küçük kaseler, askoslar ve oyun aracı olarak kullanılan aşık kemikleri bulunmaktadır.

    İonia ayaklanması sonrasında, kentle birlikte terkedilen Akpınar Nekropolis'i M.ö. 5. yüzyıl boyunca kullanılmamıştır. Ancak M.ö. 4. yüzyıl başlarından itibaren tekrar yeni gömülere sahne olan bu nekropolis alanının kullanımı Hellenistik dönem başlarına kadar sürmüştür. Arkaik döneme özgü geleneklerin terk edilerek, yalnızca inhumasyon gömülerin yapıldığı bu döneme ait 50 gömüden ikisinin çatı kiremitleri ile örtüldüğü izlenmiştir. Dönemin en sık rastlanan ölü hediyeleri arasında firnisli kaseler, unguentarium'lar ve bir bronz ayna sayılabilir.

DSİ Kanalı Nekropolisi

        Kentin doğusundaki Çayır Mevkii'nde bir su kanalı açılması sırasında ortaya çıkarılan ve sınırlı kazılan DSI nekropolis'i de, Akpınar nekropolis'i ile çağdaş kremasyonlar ve bölmeler resim 11-26 içermesiyle dikkati çekmektedir. Ancak burada bölme sistemi Akpınar Nekropolıs'i kadar sistemli değildir ve bölmeler arasındaki özenli peristasisler de izlenmemektedir. Bu nekropoliste M.ö. 630-580 arasındaki gömüler Akpınar Nekropolis'inde olduğu kadar sık değildir resim 11-27. Akpınar Nekropolis'inde ortaya çıkan erken lahitlere DSİ Nekropolis'inde rastlanılmaması, iki nekropolis arasındaki önemli bir fark olarak ortaya çıkmaktadır resim 11-28.

Kalabak Nekropolisi

        Kalabak Mevkii'nin genişçe bir alanda dağınık gömüler içerdiği anlaşılmaktadır. 1970 yılında İzmir Müzesi adına M. Baran tarafından yapılan kurtarma kazısında, aralarında klasik tipteki Klazomenai lahitlerinin erken ressamlarından Borelli Ressamı tarafından bezenmiş bir lahitin de olduğu bir grup mezar bulunmuştur. 1989 yılındaki bir temel kazısı sırasında da aynı sanatçının yeni bir lahiti açığa çıkarılmıştır. Bu alanda 1981 yılında yapılan sondaj çalışmalarında açığa çıkan rozetli ve lotoslu skyphoslar ile yaban keçisi stilindeki seramiğe göre resim 11-30 M.ö. 6. yüzyıl ilk yarısına tarihlenebilecek kremasyon mezarlar ve bir taş lahit ele geçmiştir. Bunlardan birisine ait derin kremasyon kuyusu, başka merkezlerde tanınan, ancak Klazomenai’de diğer nekropolis alanlarında rastlanmayan bir uygulama olarak dikkati çekmektedir. Taş lahit içinde bulunan altın saç spiralinin yanısıra, sert bir taştan yapılmış implant diş resim 11-31, tıp tarihi açısından anlmalıdır. Buna benzer diğer bir implant diş Akpınar nekropolisinde açığa çıkarılmıştır.

Yıldıztepe Nekropolisi

        Kentin güneybatısında yer alan Yıldıztepe'nin güney yamaçlarında bulunan ve bir urne olduğu anlaşılan Protogeometrik amphora resim 02-06, Klazomenai’nin erken dönem nekropolis'inin yerini işaret ediyor gibi görünmektedir. Tepenin kuzeybatı yamacında ise Akpınar Nekropolis'indeki gibi herhangi bir mezarla doğrudan ilişkilendirilemeyen geometrik döneme ait dağınık seramik buluntuların yanısıra, 1982 yılında geç geometrik döneme ait iki kremasyon gömü ortaya çıkarılmıştır resim 11-32. Bunun dışında tespit edilebilen en erken mezarlar ise anakaya içine oyulmuş yataklara yerleştirilmiş, eğimli arazi nedeniyle kısa destek duvarları yapılarak üzerlerine toprak yığılmış klasik tipteki, figürlerle bezenmiş Klazomenai lahitleridir. Dikdörtgen ya da trapez formlu bu ilk lahitlerin erken lahit ressamlarından Dennis, Hannover ressamları ve erken Albertinum grubundan bir sanatçı resim 11-35 tarafından bezendiği anlaşılmaktadır. Bu lahitlerin içine ya da yanına hediye bırakılmadığından kesin tarihleme yapılamamaktadır. Olasılıkla mezar tümseğinin üzerine bırakılan hediyeler sonraki gömüler tarafından dağıtılmıştır. Bir yandan, aralarında  erken dönem lahit ressamlarından olan Borelli ressamının bezediği bir pyksis ve yaban keçisi stilinde bezenmiş seramik örnekleri içeren, mezarlarla ilişkilendirilemeyen dağınık buluntular resim 11-36, diğer yandan Akpınar Nekropolis'inde elde edilen bulgular, Yıldıztepe Nekropolis alanının bu ilk gömülerinin, M.ö. 570-546 arasına ait olduklarını düşündürmektedir.

       M.ö. 546’daki Pers istilası sırasında kentle birlikte Yıldıztepe Nekropolis'inin de terkedildiği ve tıpkı kentteki yerleşmeden izlendiği gibi, yaklaşık M.ö. 525 tarihinde geniş çaplı bir tesviye işleminden sonra tekrar kullanıma açıldığı anlaşılmaktadır resim 11-43. Bu ikinci gömü evresinde gömülmüş figürlü bir lahitin yanısıra, klasik formda, ancak dalgalı çizgilerle basitçe bezenmiş Monastirakia grubu (Oikonomos’un kazısını yaptığı nekropolis alanına göre adlandırılmış) lahitlerden çok sayıda ele geçmiştir resim 11-37. Buluntu durumları itibariyle erken figürlü lahitlerin üzerlerini örten bu grubun resim 11-38 şimdiye kadar kabul edilegelen, klasik tipteki Klazomenai lahitlerinin öncüsü oldukları ve figürlü lahitlerden daha erken üretildikleri düşüncesinin terk edilmesi gerekmektedir. Çocuklar için de lahit kullanılırken, bebeklerin amphora içine gömüldükleri görülmektedir. Amphoraların M.ö. 6. yüzyılın son çeyreğine tarihlenen formları ikinci gömü evresinin tarihlenmesinde yardımcı olmaktadırlar. Diğer bir yandan, benzerleri Histria ve Olbia gibi merkezlerden tanınan Yıldıztepe Nekropolisin'de açığa çıkan bandlı halka askoslar da formları itibarıyla bu tarihi doğrulamaktadırlar resim 11-40. Yoğun gömülerin belki de bir salgın hastalıkla açılanabileceği ikinci gömü evresinin, İonia ayaklanması sonrasında, M.ö. 5. yüzyıl başında sona erdiği anlaşılmaktadır resim 11-44 ; resim 11-45.

        İçine hediye olarak bırakılan Attika üretimi, kırmızı figür tekniğindeki palmetli lekythosa dayanarak M.ö. 5. yüzyıl sonuna tarihlenen trapez formlu figürlü lahit ile çatı kiremitleri ile yapılmış iki gömü Yıldıztepe Nekropolis alanındaki son gömü evresinin zamanı hakkında fikir vermektedir. Bu son evrede mezarlık, M.ö. 5. yüzyılın sonunda kurulan Kyhton’daki yerleşimin sakinlerine hizmet etmiş olmalıdır.

Tümülüsler

        Kent çevresindeki Duba Tepe, Nalbant Tepe ve Değirmen Tepe gibi yükseltiler üzerinde gruplar halinde gözlenen tümülüsler daha önceleri kaçak kazılarla tahrip edilmiştir. Nalbant Tepe’deki  tümülüslerde açığa çıkarılan lahit parçaları ve yüzey malzemeleri tümülüslerin M.ö. 6. yüzyıl için ait olduklarını göstermektedir. Bunlardan birisinde Hannover Ressamı'nın bezediği bir lahit tahrip edilmiş olarak bulunmuş resim 11-46, bir diğerinde ise bir taş lahit ele geçmiştir. Hannover Ressamının lahitinin bulunduğu tümülüsün toprak dolgusu içine yerleştirilmiş daha geç tarihli bir gömüye ait zengin bezenmiş klasik tipteki Klazomenai lahitinin parçaları açığa çıkmıştır.

Monastirakia Nekropolisi

        1921-1922 yıllarında Yunan Arkeolog Oikonomos tarafından kazılan ve çok sayıda basit motiflerle bezenmiş klasik tipte Klazomenai lahitinin açığa çıkarıldığı nekropolis, adını eski bir manastır kalıntısından almıştır. Söz konusu basit motiflerle bezenmiş lahitlere de, yoğun olarak ele geçtikleri ilk merkez olmasından dolayı Monastirakia sınıfı adı verilmiştir. Lahit formları ve bezemeleri itibariyle Yıldıztepe Nekropolis'i ikinci gömü evresi ile çağdaş olarak M.ö. 525-500 arasında kullanıldığı sanılmaktadır. Yeri belirlenen, ancak tekrar kazı yapılmamış olan bu nekropolisde, yüzeyde görülen M.ö. 7. yüzyıl sonlarına ait Korinth seramiği, burada daha eski gömülerin de yer alabileceğini düşündürmektedir.

FGT sektörü gömüleri

        FGT sektöründe, M.ö. 4. yüzyıl yerleşmesinin terkedilmesinden sonra yapıldığı anlaşılan çatı kiremiti ile örtülmüş gömüler, birisinde ele geçen M.ö. 300 civarına tarihlenen sikkeye göre Erken Hellenistik döneme ait olmalıdırlar.

Klazomenai lahitleri

        Klazomenai üretimi terrakotta lahitler anıtsal yapıları ve zengin bezemeleriyle 19. yüzyıldan beri dikkatleri çekmiştir. Dikdörtgen formlu, sıklıkla köşe içlerinde çıkıntısı olmayan, uzun ve kısa kenar pervazları yaklaşık eşit genişlikte, dalgalı çizgiler, meander motifi ya da İon kymationu ile basitçe bezenmiş lahitlere, Oikonomos’un kazılarından dolayı Monastirakia sınıfı adı verilmiştir. Dikdörtgen ya da daha sık olarak trapez formlu, köşe içlerinde çıkıntılarla desteklenmiş, ayak ve başucu pervazları yan kenar pervazlarına göre daha geniş tutulmuş ve zengin bir şekilde bezenmiş olan grup ise “kanonik” Klazomenai lahitleri olarak adlandırılmaktadır. Lahit pervazları önce açık renkli bir astarla boyanmıştır. Uzun kenarlar örgü motifi ile bezenmiş, örgü motifinin iki ucuna ise metoplar içine bezemeler yapılmıştır. Baş ucu pervazı sıklıkla siyah figür tekniğinde monomakhia, savaş ve mitolojik sahnelere ayrılmıştır. Klazomenai siyah figürünü andıran, ancak kullanılan malzeme gereği ayrıntıların kazıma çizgiler yerine, beyaz boyayla belirtildiği bu sahnelerde ek kırmızı renk de kullanılmıştır. Ayak ucu pervazında ise sıklıkla yaban keçisi stilindeki seramikten tanınan rezerve teknikte hayvan figürleri çizilmiştir. Bazı örneklerde lahitin tümünün rezerve ya da siyah figür tekniğiyle bezendiği görülmektedir. Ender olarak kırmızı figür tekniği de denenmiştir.

        Klazomenai kazıları lahitlerle ilgili görüşlerin tekrar ele alınması gerektiğini vurgulamaktadır. Yıldıztepe Nekropolis'indeki tabakalanma, Monastirakia sınıfı lahitlerin kanonik lahitlerin öncüsü olmadığını göstermektedir resim 11-38. Dolayısıyla Monastirakia sınıfına göre yapılan ve figürlü “kanonik” lahitlerin bunlardan daha sonraya tarihlendirilmesiyle ortaya çıkan kurgu üzerine tekrar düşünülmelidir. Hem Yıldıztepe, hem de Akropolis güney yamacında yapılan kazılar yaban keçisi stilinde ve figürlü lahitlerin ressamlarının elinden çıkmış seramik örneklerini açığa çıkarmıştır. Bu da yaban keçisi stilinde bezenmiş figürlü lahitlerin, bu stilin seramik üzerinde moda olduğu dönemde yapılmaya başlandığının bir kanıtıdır.

        Akpınar Nekropolis'i ise Klazomenai’de terrakotta lahit üretimi geleneğinin M.ö. 630 yılı dolayları gibi erken bir tarihte başladığını resim 11-06, bir form birliği olmasa da M.ö. 7. yüzyıl sonu – 6. yüzyıl başlarında yoğun olarak kullanıldığını göstermektedir. Aynı nekropolis, lahitlerin rezerve teknikte çizilmiş figürlerle bezenmesi geleneğinin de M.ö. 7. yüzyıl sonlarından itibaren uygulanmaya başladığını ortaya çıkarmaktadır resim 11-12 ; resim 11-13. Önceleri lahitlerin yan yüzlerindeki panolarda yer alan bu bezemeler belli bir dönemden itibaren kenar pervazlarının kalınlaştırılmasıyla pervazların yüzeylerine taşınmış olmalıdır. Gene Akpınar Nekropolis'i buluntuları içindeki M.ö. 580-570’e tarihlenebilen lahit örneklerinde, pervazlardaki genişleme eğilimi ve bu kısımlara basit motifler, dalgalı çizgilerle bezemelerin yapılmaya başlandığı görülmektedir. Yıldıztepe Nekropolis'inin ilk gömü aşamasının M.ö 546 Pers istilası ile sona erdiği göz önüne alınırsa, bu gömü aşamasında ele geçen figürlü lahitlerin de M.ö. 580/570 – 546 arasında bir tarihte üretildiği, lahitlerin üretildiği dönemde yaban keçisi stilinde bezenmiş seramiklerin de hala üretilmekte olduğu anlaşılmaktadır.

        Yıldıztepe Nekropolis'indeki lahitli gömülerin buluntuları, figürlü lahitlerin M.ö. 5. yüzyıl son dörtlüğüne kadar üretildiklerini göstermektedir.


Ana Sayfa Konum  |  Ion kentinin kurulusu  |  Geometrik donem kenti   |  Erken arkaik donem kenti  |  Gec arkaik donem kenti  |  M.ö. 5. yuzyil kenti  |  M.ö. 4. yuzyil kentleri  |  Hellenistik ve Roma donemi kenti  |  Seramik islikleri  |  M.ö. 6. yuzyil zeytinyagi islikleri  |  M.ö. 6. yuzyil demirci isligi  |  Nekropolis alanlari  |  Nympha Magarası  |  Yayinlar