Anasayfa I Klazomenai'den Haberler 1 I Klazomenai'den Haberler 2 I Klazomenai'den Haberler 3 | Klazomenai'den Haberler 4 |  Klazomenai'den Haberler 5 | Klazomenai'den Haberler 6 |  Klazomenai'den Haberler 7 | Klazomenai'den Haberler 8 | Klazomenai'den Haberler 9 |  Klazomenai'den Haberler 10

KLAZOMENAİ'DEN HABERLER   1 

Kasım 1999

Sevgili Dostlarımız ve Destekçilerimiz,

Resmin sağ kenarına sıkışmasına rağmen dikkati hemen çekiyor mendireğin ucundaki deniz feneri. Küçük kubbesiyle bir Doğu Akdeniz limanında olduğumuzu anlıyoruz. Ortadaki geniş karınlı ahşap tekne, sanki az sonra Argonaut’ların izinden enginlere demir alacak. Limanda sıra sıra dizilmiş içleri zeytinyağı dolu amphoralar, büyük zenginlikleri olmayan bu insanlar için deniz ticaretinin her çağdaki önemini gösteriyor. Ve balıkçı kayıkları, tepelerinde nasiplerini bekleşen martılarla…

Freya Stark’ın 1950’lerde çektigi bu fotoğraftan 2000’li yılların eşiğine dek çok şey değişmedi Urla İskelesi’nde. Limana son yıllarda demirlemeye başlayan bir kaç yat resmi değiştirmiyor. Sabah güneşinin ışıklarını kıskançça gizlemeye çalışan Çatalkaya’nın oluşturduğu fonda çam ormanlarıyla kaplı Karantina Adası ince bir yolla karaya bağlanıyor. Geride antik kentin nekropollerinden birini barındıran Yıldıztepe tüm manzarayı seyrediyor. Tütün ve bamya tarlaları, zeytin ağaçları ve dağınık evleriyle küçük ve alçak gönüllü bir yerleşim.

İonia’nın küçük ve alçak gönüllü kentlerinden Klazomenai’de arkeolojik kazılar görkemli yapılar, mermer saraylar, altın mücevherler bulmayı ummadan sürüyor. Fakir insanların dünyasını kazıyoruz. Ama kazdığımız toprakların altında, geçtiğimiz günlerde Anadolu'da gözlenen bir doğa olayının benzerini, bundan yaklaşık 2500 yıl önce, M.ö. 28 Mayıs 585'de gerçekleşen güneş tutulmasını önceden hesaplayan Miletoslu Thales, Ephesoslu Herakleitos ve Klazomenaili Anaksagoras gibi pozitif bilimin öncüleri olan doğa bilimcilerinin dünyası yatıyor. Her çapa sallayışımızda, yaşadıkları kent devletinin eşit ve özgür vatandaşları olarak ülkelerine sahiplenen ve günümüzde kullandığımız anlamıyla "politika" yapan insanların, ilk kez olarak demokrasiyi bir yaşam biçimi olarak kabul eden bireylerin, ressamların, heykeltraşların, mimarların ve Homeros gibi ölümsüz şairlerin dünyasını biraz daha fazla anlamaya başlıyoruz.

Klazomenai kazısı 1999'da 20. yılını doldurdu. Urla Belediye Başkanı Selçuk Karaosmanoğlu’nun "ilçelerinin insanlık kültüründeki yerini dünyaya duyuran çalışmalara ilk günden itibaren verdiği desteği" vurguladığı, Güven Bakır’ın ise amaçlarının "birbirine eşit büyüklükteki evleriyle, günlük yaşam eşyalarıyla, dengeli bir zenginlik dağılımını gösteren mezarlıklarıyla, dönemin teknolojisini yansıtan seramik ve zeytinyağı atölyeleriyle bir zamanların parlak uygarlığının ipuçlarını teker teker yeniden canlandırmak" olduğunu söylediği Klazomenai kazısının 20. yaş günü kutlaması basın mensuplarının da katılımıyla yapıldı.

Kültür Bakanlığı (bakanlık temsilcimiz Konya Müzesi'nden Kazım Mertek'e yardımlarından dolayı teşekkür ederiz) ve Ege Üniversitesinin ortak katılımıyla yürütülen çalışmalara bu yıl 7 Temmuz’da başladık. Urla Kaymakamlığı’nın (her konudaki destekleri ile hep yanımızda hissettiğimiz Urla Kaymakamı Ali Kamil Başıhoş’a teşekkürler) bize tahsis ettiği Urla Atatürk İlköğretim Okulu kazıevi olarak kullanıldı (Atatürk İlköğretim Okulu müdürü Taner Şener’e teşekkürler). Yerleşme ve arazinin kazıya hazır hale getirilmesi için yapılan temizlik çalışmaları, kazı öncesindeki heyecanlı bekleyişin meşakkatli, ancak zorunlu aşamaları olarak geride kaldığında, ekip iki sektörde çalışmak üzere hazırdı. Kazıevi ile arazi arasındaki ulaşımımızı sağlayan Urla Belediyesi’nden (titiz) Mehmet Karaoğlu’na teşekkürü borç biliriz.

Trakya Üniversitesi'nden Yrd. Doç. Dr. İsmail Fazlıoğlu'nun koordinatörlüğündeki HBT sektörü ekibi Dr. Angeliki Kosmopoulou (aynı zamanda Klazomenai arkaik dönem terrakotta figürinleri üzerine çalışıyor), Arkeolog Hüseyin Cevizoğlu (Ege Üniversitesi), Arkeolog Yusuf Sezgin (Ege Üniversitesi) ve öğrencilerimizden oluşuyordu. Bu sektörde iki hedef saptanmıştı. İlk olarak Anadolu'nun tüm alt yapısıyla birlikte açığa çıkarılmış en eski zeytinyağı üretim işliklerinden biri olan arkaik döneme ait işliğin çevresinin kazılması amaçlandı. 1992 yılında bulunan işliğin kazısı 1997 yılından bu yana Komili Zeytinyağları Firması'nın katkılarıyla sürdürülüyor. Altyapısı anakaya üzerine oyularak hazırlandığından, işliğin çalışma düzenini tümüyle kavramak ve günümüze ulaşmamış olan ahşap aksamını tekrar üreterek çalışır duruma getirmek mümkün olabilecek. 1999 kazı çalışmalarında, 2500 yıllık işliği ayağa kaldırmak ve çevre düzenlemesini sağlayabilmek için gerekli alanların açılması tamamlandı. İşliğin depolarından biri içine geç antik çağda inşa edilmiş olan sarnıç temizlendi (kazımızın fotoğrafçısı Arkeolog Ümit Güngör'ün katılımıyla) ve anakayaya oyulmuş olan depo tamamen açığa çıkarıldı.

Toprak arkeologlar için sürprizler hazırlar. Bu yılın hoş sürprizlerinden biri, zeytinyağı işliği kuzeyinde ortaya çıkan demirci işliği oldu. Başlangıçta toprak içine atılmış gibi duran demirci cüruflarının bolluğu dikkati çekti. Bochum Üniversitesi'nden Jeolog/Arkeometrist Doç.Dr. Ünsal Yalçın'ın önerisiyle bu alandan çıkarılan toprak mıknatısla tarandı ve çok miktarda "demir kıymığı ve tozu" bulundu. Bunlar, demirin dövülmesi sırasında örsün çevresine sıçrayan kıymıklardı. Bu bulgu, çevredeki iki ocağı, örs olarak kullanılan taşı ve olasılıkla demire su verilmesi için açılmış çukuru anlamlandırdı. Böylece kentin bu bölgesinin M.ö. 6. yüzyıl sonlarında bir "sanayi mahallesi" olarak kullanıldığı bir kere daha açıklık kazandı.

HBT sektöründeki ikinci hedef, M.ö. 4. yüzyılda buraya inşa edilen büyük boyutlu yapının niteliğini araştırmaktı. Düzgün bloklarla yapılmış kaliteli istinat duvarı, yapımı öncesinde tüm anakaya çukurlarını içine alan geniş çaplı tesviye çalışmaları, yaklaşık 1,00 m. kalınlıktaki duvarları ve iki avlu etrafına yerleştirilmiş mekanlarıyla sıradan bir yapı olmadığı açıktı. Hellenistik dönemde yaygınlaşacak olan "basileia" tipi yapıların ilk örneklerinden biri olabileceğini düşünüyoruz. Yüzeye yakınlığı ve çogu zaman taban seviyesi altına dek inen Roma dönemi tesviyeleri yapının duvarlarının günümüze ulaşmamasına neden olmuş. Ancak temeller ve anakaya üzerine açılmış duvar yatakları izlendiğinde, batıya doğru genişlediği ve beklenenden daha geniş bir alanı kapladığı anlaşıldı. Şimdiki bulgular yapının iki yapım evresi içerdiğini düşündürüyor.

1999 çalışmalarında ikinci çalışma alanımız Limantepe Höyüğü'nde seçildi. Arkeolog Nezih Aytaçlar (Ege Üniversitesi), Arkeolog Fuat Yılmaz (Ege Üniversitesi) ve öğrencilerimizin oluşturduğu ekip, bu alanda İon kentinin kuruluş yılları olan protogeometrik döneme, yani M.ö. 10. yüzyıl civarına ait bir evi araştırdılar. 1998 yılında prehistorik höyükte çalışan Ankara Üniversitesi, Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Hayat Erkanal'ın ekibi protogrometrik döneme ait olduğu düşünülen oval planlı bir evin küçük bir bölümünü açığa çıkarmıştı. Prof. Dr. Hayat Erkanal klasik çağların Klazomenai'sine ait bu evde çalışmamıza büyük bir nezaketle izin verdi. İonia'nın bu çok az bilinen dönemini, mimarisi ayakta kalabilmiş bir yapı içinde görmek fırsatı yakalamış olduk. Yer yer 1,00 m. yüksekliğe kadar korunmuş, 0,60-0,70 m. kalınlıkta duvarları olan evin tümü henüz açığa çıkarılamadı. Ancak evin 7,00 m.den daha uzun ve 3,50 m.den daha geniş olduğu anlaşildı. Dönemi için "anıtsal" kabul edilebilecek boyutları, evin fonksiyonunun "barınma" dışında bir özel anlamı olup olamayacağını düşündürüyor. Bir yangınla tahrip olduğu anlaşilan evin tabanında bulunan seramikler üzerinde çalışmalar sürüyor. Ancak ilk dikkati çeken prehistorik çağlardan beri süren geleneklerin, İon gelenekleriyle kaynaşması. Bu gözlem ise, İonların geldiklerinde yerli halkın da burada yaşamayı sürdürüyor olabileceğini akla getiriyor. Yıkım sonrası evde yapılan tadilatları mimari olarak izlemek mümkün olabildiyse de, bu geç evrelere özgü sağlıklı tabakalanma henüz gözlenemedi. Gerek M.ö. 4. yüzyılda ev alanına açılan kuyu, gerekse Roma döneminde yapılmış tesviyeler bu tabakaları büyük ölçüde bozmuş.

Toprağın sakladığı sürpriz bu kez komşudan, prehistorik höyükte çalışan Prof. Dr. Hayat Erkanal'ın ekibinden geldi (bir kez daha teşekkürlerimizle). Tarih öncesi tabakalara inilmek için yapılan kazıda geç protogeometrik döneme ait bir pithos mezar açığa çıkarıldı. Küçük bir çocuğa ait bu mezarda ölü hediyesi olarak bırakılmış bir şarap sürahisi, bir sürahicik, biri tek renkli olan tek kulplu iki fincan Klazomenai'nin erken dönemlerine ışık tutacak ender buluntular arasında yerlerini aldılar. Söz konusu mezar, protogeometrik dönemde hiç değilse çocuklar için intramural gömü yapıldığını gösteriyor. 1999 buluntuları, gene 1998'de ele geçen protogeometrik bir hydria ile birlikte, höyüğün bu kesiminin ilk İon kolonizasyonundaki önemini bir kere daha açığa çıkardı. İonia'nın erken yıllarına ait bilgilerimize Klazomenai'nin önemli katkılar yapabileceği anlaşılmaktadır. Bu alandaki kazılar önümüzdeki yıllarda da sürecek.

Arazi çalışmalarına Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Klasik Arkeoloji Bölümü öğrencilerinden Günsel Özbilen, Melike Zeren, Gürcan Senem, Mehmet Gürbüzer, Pınar Kokuluçiçek, Yasemin Deliboz, Özden Ürkmez ve Antalya Endüstri Meslek Lisesi'nden Onur İplikçi katıldı.

Arazide yalnızca arkeologlar çalışmadı. Kiel Üniversitesi'nden Dr. Harald Stümpel ve Dr. Filiz Demirel yönetimindeki bir jeofizik ekibi (aynı üniversite öğrencilerinden Anne Brisard, Miriam Spinner, Sören Stümpel, Malke Buddensiek ekip elemanları olarak çalıştı) antik dönem kıyı şeridi tespiti, akropolis güney yamacındaki seramik atölyelerinin yer belirlenmesi ve HBT sektöründeki M.ö. 4. yüzyıl yapısının sınırlarının araştırılması için çalışmalarını sürdürdüler. 1998 yılından başlayan çalışmalarda kıyı çizgisinin günümüzden farklı olduğu ve denizin Kalabak Mevkii'nde çok daha içeriye sokulduğu anlaşıldı.

Çalışmalarımızın önemli bir kısmı ise, her yıl olduğu gibi kazıevinde sürdürüldü. Yrd. Doç. Dr. Yaşar Ersoy (Bilkent Üniversitesi) HBT Kuzey sektörünün yayınına yönelik çalışmalarına devam ederken, Arkeolog Bilge Hürmüzlü (Ege Üniversitesi) önceki yıllarda kazılan Akpınar Nekropolisi malzemesi üzerine çalıştı. Arkeolog Kozan Uzun (Ege Üniversitesi) Akpınar Nekropolisi dağınık buluntularını ayağa kaldırdı (sonsuz sabrı ve özeniyle) ve Emre Eser (Ankara Üniversitesi Başkent Meslek Yüksek Okulu Restorasyon ve Konservasyon Bölümü öğrencisi) seramik restorasyonuna yardımcı oldu. Arkeolog Fikret Özbay (Ege Üniversitesi) Kolophon kazılarına katıldıktan sonra, arazi planlarının çizimini yaptı (Yusuf Sezgin’le birlikte). Akpınar Nekropolisi lahitlerinin restorasyonuna yönelik bir projenin ilk adımı olarak Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümü'nden Araştırma Görevlisi Semih Özkan ve öğrencileri Cüneyt Özkaya ile Tarık Kartal, üç lahiti ayağa kaldırdılar. Mithat Yavuz Taner ise -arazi çalışmalarına ve jeofizik araştırmalara desteği yanısıra- Akpınar Nekropolis'i planlarının bilgisayar ortamına aktarılmasını üstlendi. Zeytinyağı işliğininin 1/20 ölçekli maketi ise Urla Lisesi öğretmenlerinden Ertan İplikçi tarafından hazırlandı. Buluntu çizimlerini Fuat Yılmaz yaptı (hayranlık dolu bakışlarımız arasında).

Kazı alanlarının topografik haritalara dijital ortamda aktarılması Çözer Harita Mühendislik’in katkıları sayesinde gerçekleşebildi.

1999 Kazı çalışmalarımız sırasında gerçekleşen ve tüm ülkeyi yasa boğan Kocaeli depremi sonrasında, kurtarma çalışmalarına yardımcı olmak üzere Ege Üniversitesi’nden Prof. Dr. Nuran Şahin’in organizasyonunda bir ekip deprem bölgesine gitti. Foça kazısı üyeleriyle birlikte, Klazomenai ekibinden Ümit Güngör, Fuat Yılmaz, Yusuf Sezgin, Mehmet Gürbüzer, Özden Ürkmez ve Emre Eser Değirmendere Beldesi’nde kurtarma çalışmalarına katıldılar.

1999 yılında Skylife dergisi Mart 1999 sayısında Klazomenai Zeytinyağı İşliğini tanıtan bir yazının yanısıra, Art Dekor dergisi Mart ve Nisan 1999 sayılarında Klazomenai kazıları üzerine iki bölümlü bir yazı yayınlandı. Ayrıca kazı sonuçlarının geniş özetini içeren bir Web sayfası hazırlanarak (İngilizce versiyonu da hazırlanıyor) http://klazomenai.tripod.com adresinde dolaşıma sokuldu.

Kalıcı bir kazıevi olmaması, Klazomenai kazısı arazi çalışmalarına zamansal olarak ciddi sınırlar getiriyor. Denizli Köyü'nün eski okul binasının kazıevi olarak kullanılmak üzere tahsisi ve komşu arsanın kullanımına Urla Belediyesı'nin izin vermesi bizi umutlandırdı. Gerek eski okul binalarının onarımı, gerekse barınma ve çalışma amaçlı ek binaların inşası için kaynak bulma çalışmalarımız sürüyor.

Ege Üniversitesi, Kültür Bakanlığı, Urla Belediyesi, Komili Zeytinyağları Firması, Pınar Gıda Ürünleri A.Ş., Tansaş, Pehlivanoğlu, Faz Elektrik, M. Yavuz Taner, Gökhan Atik ve tadı damağımızda kalan yemekleriyle Urla Merkez Lokantası'nın katkıları (eline sağlık Bilgin Abi) olmasaydı bu kazı gerçekleşemeyecekti. Hepsine sonsuz şükranlarımızı sunarız.

İonia'nın bu küçük ve alçak gönüllü kentinden yeni mektuplarda buluşmak dileğiyle.

Güven Bakır
Kazı Başkanı

Resim 1: Freya Stark’ın objektifinden 1950’ler Urla İskelesi. Zeytinyağı dolu amphoralar 2500 yıl öncesindeki gibi uzak diyarlara yapacakları yolculuğa hazırlar.

Resim 2
: Urla İskelesi, Yıldıztepe’den genel görünüm. Sağda Karantina Adası ve önünde Limantepe Höyüğü.

Resim 3
: Prof. Dr. Güven Bakır, Klazomenai kazısının 20. yılı dolayısıyla basın mensuplarına arkaik dönem zeytinyağı işliğini anlatıyor.

Resim 4
: Klazomenai kazısı 20. yılında Urla Belediye Başkanı Selçuk Karaosmanoğlu ve kazı başkanı Prof. Dr. Güven Bakır, Hamdi Balaban Tarlası’nda.

Resim 5
: Kazı üyeleri Dr. Angeliki Kosmopoulou’yu uğurluyor. Urla Atatürk İlköğretim Okulu bahçe duvarında, solda Çesme Kalesini ve sağda Sakız Adası’nın temsili resmi.

Resim 6
: Hamdi Balaban Tarlası’nda 1999 yılında bulunan arkaik döneme tarihlenen demirci işliği. Arkada zeytinyağı işliği deposu ve geç dönem sarnıcı.

Resim 7
: Hamdi Balaban Tarlası’nda ortaya çıkarılan arkaik dönem demirci işliğinde mıknatısla topraktan demir kıymıkları ve tozları taranıyor.

Resim 8
: Limantepe Höyüğü’ndeki protogeometrik dönem oval evinin batıdan görünümü. Ortada M.ö. 4. yüzyıla ait kuyu izleniyor.

Resim 9
: Limantepe Höyüğü’nde bulunan protogeometrik döneme ait küp mezar ve içindeki ölü hediyeleri.

Resim 10
: Arkeolog Kozan Uzun Akpınar Nekropolisi’nde bulunan bir kasenin restorasyonunu olanca titizliğiyle yapıyor.

Resim 11
: Sardeis Kazısı Başkanı Prof.Dr. Crawford Holloak Greenewalt, Jr., Klazomenai kazısında Prof.Dr. Güven Bakır ve Dr. İsmail Fazlıoğlu ile birlikte.

Resim 12
: Ertan İplikçi’nin hazırladığı arkaik dönem zeytinyağı işliği maketi.


Anasayfa I Klazomenai'den Haberler 1 I Klazomenai'den Haberler 2 I Klazomenai'den Haberler 3 | Klazomenai'den Haberler 4 |  Klazomenai'den Haberler 5 | Klazomenai'den Haberler 6 |  Klazomenai'den Haberler 7 | Klazomenai'den Haberler 8 | Klazomenai'den Haberler 9 |  Klazomenai'den Haberler 10