Anasayfa I Klazomenai'den Haberler 1 I Klazomenai'den Haberler 2 I Klazomenai'den Haberler 3 | Klazomenai'den Haberler 4 |  Klazomenai'den Haberler 5 | Klazomenai'den Haberler 6 |  Klazomenai'den Haberler 7 | Klazomenai'den Haberler 8 | Klazomenai'den Haberler 9 |  Klazomenai'den Haberler 10

KLAZOMENAİ'DEN HABERLER   2 

Mayıs 2000

Sevgili dostlarımız ve destekçilerimiz,

Arkeolojik kazı kampanyalarına az çok bulaşmış herkesin bildiği gibi, arkeolojinin asıl macerası yaz aylarındaki arazi çalışmalarında değil, buluntuların değerlendirileceği çalışma masalarının başında başlar. Kazı yapmak tahrip etmek, binlerce yıl belli bir mantık içinde toprağın altında korunan özgün durumu yok etmektir. Kazı yaparken elinize geçen küçücük bir seramik parçasının uzun serüveni, belki de onun son durumunda saklıdır.

İonia ayaklanması sonrasında bozgun haberi geldiğinde korkuyla pılı pırtılarını toplayıp karşıdaki adaya kaçmaya çalışan bir Klazomenailinin telaştan ellerinin titrediği sırada düşüp kırılmıştır o küçük şarap kasesi. Yüz yıl sonra, adadakilerin kendi aralarında anlaşmazlığa düşmelerinin sonucu olarak içlerinden bir grup eski kent alanına geri döndüğünde bir Klazomenaili evinin bahçesinde bir kuyu açmaya niyetlenmiştir. Parçaları eski evin tabanında dağınık olarak korunan bu şarap kasesinin yarısını kuyuyu kazarken oradan almış, kuyu toprağını serdiği dolguyla birlikte başka bir yere taşımıştır. Belki odanın bir köşesinde yaptığı sekiyi düzlemek için. Uzun yıllar sonra, Roma döneminde, bu alanın tarım arazisi olarak kullanılmak üzere tesviye edilmesine karar verildiğinde; Osmanlı dönemi Urla’sında yaşlı bir adam ürününü torununun toplayacağı bir zeytin fidanı dikmek için toprağı kazdığında; çağımızda PTT görevlileri telefon hattı döşemek için aynı güzergahı seçtiklerinde küçük şarap kasesinin parçalarının macerası yeni boyutlar kazanmıştır.

Elinize geçen küçük seramik parçası bu özetlenmiş öyküyü size her zaman anlatmaz. Ama geç arkaik dönem evinin tabanında şarap kasesinin parçalarından bir kısmını yan yana, tabanın üstünde yatar durumda bulduğunuzda öykü başlamıştır. Kabın eksik olduğunu hissettiğinizde geri kalan parçaların nerede olabileceği sorusu akla gelir. Hemen yakınındaki toprak renk değişimi ve kuyunun duvar taşları daha geç dönemlerde yapılan tahribe işaret eder. Artık kabın eksik parçalarını kuyu açılırken çıkarılarak başka bir yere serilen toprağın içinde aramanız gerektiği anlaşılır. Öte yandan bu izi takip etmek zaman zaman güçleşir ve ipuçlarını yıllar sonra yakalayabilirsiniz. İşte o zaman baştaki tespit önem kazanır: Kazı yapmak bozmaktır ! Eğer bozduklarınızı, gerçeği mümkün olduğu ölçüde yansıtacak şekilde belgeleyemediyseniz, bir daha asla geri dönüp bakma şansınız olmayacaktır.

Yaz mevsiminde, arazide başlayan dokümantasyon çalışmaları takibeden aylar içinde sürecektir. İki aylık kazı sürecinde neyi bozduğumuzu anlamaya çalışmak, anlayamadıklarımızı başkalarının anlayabileceği bir halde sunmak geri kalan on ayı fazlasıyla doldurur. İşte ham bilginin kayda geçirildiği ve buradan işlenmiş bilginin yaratılmasına çalışıldığı süreçten size kısaca bahsetmek isteyerek bu mektubu kaleme alıyoruz. Aşağıda birbirinden bağımsız yürütülüyormuş gibi izlediğiniz çalışmalar aslında adı geçen herkesin birbirine destek ve fikir vermesiyle yürütülmektedir.

Klazomenai’de arkaik dönemde zeytinyağı üretimi yapılan üç farklı işlik kazılar sonucunda gün ışığına çıkarılmıştı. Bu işliklerden en gelişkini ve en iyi korunmuş durumda olanı Hamdi Balaban Tarlası’nda ortaya çıkarılandır. Çağına göre oldukça ileri teknolojilerin kullanıldığı bu işliğin yayını Prof. Dr. Güven Bakır, grafikçi Ertan İplikçi ve yüksek lisans öğrencilerimizden Elif Koparal tarafından hazırlanmaktadır.

Bilkent Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Dr. Yaşar Ersoy geçtiğimiz yıl içinde iki ayrı sempozyumda bildiri verdi. 24-27 Mart 1999 tarihindeki Viyana’da Avusturya Bilimler Akademisi ve Arkeoloji Enstitüsü tarafından düzenlenen "Die Agäis und das Westliches Mittelmeer" başlıklı sempozyuma "East Greek Pottery Groups of the Sixth and Seventh Century B.C. from Clazomenae" isimli bildiri ile katılmıştır. Klazomenai kazılarından elde edilen son veriler ışığında figürlü orientalizan seramik buluntularının tartışıldığı bildiride, Akropolis Güney Yamacı kazılarında açığa çıkarılan seramik fırınının içinde döküntü durumda bulunan seramiklerden hareketle Kuzey İonia’ya özgü "Geç Yaban Keçisi Stili" seramiğin tarihlendirme sorunları da ele alınmıştır. Sempozyumun diğer bildirileri ile birlikte bu çalışma da 2000 yılı içinde basılacaktır. 26 Eylül-1 Ekim 1999 tarihleri arasında ise Milet’teki Alman meslekdaşlarımızın kentteki kazılarının 100. yıldönümü münasebetiyle İonların antik çağdaki toplanma yeri olan Panionion’da (günümüzdeki Güzelçamlı Beldesi) gerçekleştirilen "Frühes Ionien: eine Bestandaufnahme" başlıklı sempozyumda "Clazomenae in the Archaic Period" konulu bir bildiri sunmuştur. Ersoy sempozyumun yayını için teslim ettiği "Notes on Early History and Archaeology of Clazomenae" isimli makalesinde çerçeveyi genişleterek kentteki Bronz Çağı yerleşmesinin sonundan İonia ihtilaline kadar olan döneme ilişkin verileri değerlendirmiştir. Kentin tarihsel topografyasını, sivil iskana ait mimari izleri, endüstriyel alanları ve dönemin nekropolislerini Ege Bölgesi’ndeki farklı merkezlerden gelen izlerle karşılaştırarak erken İon sanatı üstüne değerlendirmelerde bulunmuştur.

Ersoy’un sürdürdüğü diğer bir çalışma ise Hamdi Balaban Tarlası Kuzey Açması’nda 1983-84 ve son olarak da 1989 kampanyalarındaki kazıların sonuçlarının irdelendiği monografidir. Kentin kuzeybatı kesimindeki üç yıllık kazılar sonucunda açığa çıkarılan en önemli izler M.ö. 6. yüzyıl başlarında inşa edilen konutlardır. Bu yapıların stratigrafi ve verilerinin tartışılması yanısıra Geometrik döneme tarihlenen sınırlı izler ve aynı alanda yer alan M.ö. 4. yüzyıla ait tabakalar, bunlarla ilişkili küçük buluntular da bu yılın sonlarında baskıya verilecek çalışmanın kapsamı içinde yer almaktadır.

Doktora öğrencilerimizden Bilge Hürmüzlü ise "Klazomenai Akpınar Nekropolisi" üzerinde çalışıyor. Yaklaşık olarak M.ö. 660-650 yılları arasında kullanılmaya başlayan bu nekropoliste erken gömüler kremasyon (yakma gömü) şeklinde. Bu erken gömülerde ölü hediyesi olarak yerel seramikle Korinth üretimi koku kaplarının bir arada bulunması, özellikle Klazomenai orientalizan seramiği ve "kuşlu kaseler" kronolojisinde önemli ipuçları vermektedir. M.ö. 630 sıralarında ise ilk olarak pişmiş toprak lahitler içine gömü yapılmasına başlandığı izlenmektedir. Gerek bu tarihin İonların Mısır’da Naukratis isimli ticaret kolonisini kurmasıyla uyuşması, gerekse erken pişmiş toprak lahitlerin sandığı taklit eden veya apsisli lahit formlarının benzerlerinin Mısır’da görülmesi ölü gömme geleneklerindeki bu değişimin nereden ilham aldığını işaret ediyor. Bugüne kadar bilinenlerin aksine Klazomenai’de pişmiş toprak lahit geleneğinin köklülüğünü ve bu lahitlerin yan yüzlerine yapılan bezemeleriyle dönemin seramik sanatıyla ilişkilerini açığa çıkaran Akpınar Nekropolisi İonia’nın erken arkaik kültürünü kavramamıza katkılar yapacaktır. Hürmüzlü çalışmalarını Onassis Vakfı bursuyla 6 aylığına gittiği British School of Athens’de sürdürüyor. Hürmüzlü, 2 Mart 2000 tarihinde burada verdiği "Necropolies of Clazomenae in the Archaic Period" isimli konferansında Klazomenai’deki mezarlık alanları ve ölü gömme geleneklerini tartışmıştır.

Doktora Öğrencilerimizden Hüseyin Cevizoğlu ise "Arkaik Dönem Klazomenai Kabartmalı Vazoları" üzerine çalışıyor. Khios ve Bayraklı başta olmak üzere İonia merkezlerinden ve Karadeniz’deki İon kolonilerinden örnekleri bilinen bu ilginç eser grubunun üretim merkezlerinden birinin Klazomenai olduğu sanılmaktadır. Dönemin bezemeli seramikleri, heykel sanatı (anıtsal ve pişmiş toprak plastik eserleri), anıtsal taş mimari bezeme elemanları, Batı Anadolu’daki bir çok merkezden tanınan bezemeli pişmiş toprak mimari elemanları ve son olarak Klazomenai’de üretilmiş ve figürlerle zengin bir şekilde süslenmiş pişmiş toprak lahitlerle ilişkileri gözlenmektedir. Bu anlamda, dönemin bir çok sanat dalıyla ortaklıkları olan kabartmalı vazolar bu sanat dallarına da küçük göndermeler yapma potansiyelini taşımaktadır. Ayrıca 1999 yılında açığa çıkarılan demirci işliği üzerine de çalışan Cevizoğlu, DAD bursuyla önümüzdeki yılı Almanya’nın Halle Üniversitesi’nde çalışarak geçirecek.

Bir başka doktora öğrencisi olan Nezih Aytaçlar ise "Klazomenai Orientalizan Seramiği" üzerine çalışmaktadır. Batı Anadolu’da arkaik dönem içinde üretilmiş bezeli seramik stillerinden biri olan bu seramik yaban keçisi başta olmak üzere hayvan frizleriyle tanınır. Kendi içinde üslupsal bütünlük taşıyan bölgesel üretim merkezleri gözlenmiş, Khios (Anna Lemos), Karia (İsmail Fazlıoğlu) ve Aeolis (Kaan İren) bölgeleri üzerine yakın zamanda çalışmalar yapılmıştır. Ancak hala kronolojik ve terminolojik olarak ciddi boşluklar olduğu anlaşılmaktadır. Klazomenai Akpınar Nekropolisi’nde erken gömülerde M.ö. 660-640 yıllarına tarihlenen Korinth seramiği ile birlikte orientalizan seramik örneklerinin de görülmesi, hiç değilse Kuzey İonia bölgesi için bilinenlerin tekrar gözden geçirilmesini zorunlu hale getiriyor. Orientalizan seramiğin daha iyi tanınması, kronolojileri bu seramiğe göre oluşturulan Karadeniz kolonileri tarihleri başta olmak üzere bir çok soruna yeni bir bakış getirilmesini sağlayabilecek. Aytaçlar ayrıca 1999 yılında kazısına başlanan, ilk İon göçmenlerine ait olduğu sanılan yapının tabakalanması ve buluntuları üzerine de çalışıyor. Buluntuların tasnif, restorasyon ve çizimlerini Kozan Uzun ve Fuat Yılmaz yapıyor.

Doktora öğrencisi Ümit Güngör ise "Klazomenai Yıldıztepe Nekropolisi" üzerine çalışıyor. Özellikle arkaik dönemde eşzamanlı olarak kullanıma açılmış çok sayıda nekropolis alanı bilinen Klazomenai’de, nekropolislerin dönemin klanlara ayrılmış toplumsal örgütlenmesiyle ilişkili olarak tercih edildiği sanılmaktadır. Yıldıztepe Nekropolisi eğimli bir arazide üst üste yapılmış çok sayıda gömüsüyle özellikle klasik tipteki pişmiş toprak Klazomenai lahitleri için anlamlı veriler içeriyor. Zengin bir şekilde bezenmiş kanonik Klazomenai lahitlerini daha iyi tanımamız, onlarla çağdaş seramik stillerine de ışık tutabilecek.

Doktora öğrencilerinden Fikret Özbay M.ö. 4. yüzyıl kenti buluntuları ve Bekir Özer ise Klazomenai Siyah Figürlü seramiği üzerine çalışmaya başlıyorlar. Özer önceki yıllarda kazısı yapılmış olan Akropolis sektörü malzemesinin dokümantasyon çalışmalarını da sürdürmektedir. Eski öğrencilerimizden Dr. Gürol Barın ise "Klazomenai M.ö. 4. Yüzyıl Çatı Kiremitleri ve Çatı Stilleri Rekonstrüksiyonu" isimli çalışmasını yayına hazırladı.

Yüksek Lisans öğrencilerimizden Fuat Yılmaz Klazomenai lahitlerinin erken ressamlarından Dennis Ressamı üzerine çalışmalarını sürdürüyor. Ressamın Klazomenai ve Özbek Köyü’ndeki kurtarma kazılarında gün ışığına çıkarılan iki yeni lahiti ve ressama ait olabilecek fragmanlar üzerinde çalışan Yılmaz, özellikle erken ressamların aynı atölyede beraberce çalıştıklarını düşündürecek önemli ipuçları tespit etti. Yılmaz’ın diğer ressamların lahitleri üzerindeki gözlemleri de Klazomenai bezeli lahitleri konusunda daha ayrıntılı bir çalışmanın projelendirilmesine duyulan ihtiyacı ortaya çıkarıyor.

Yüksek Lisans öğrencilerimizden Kozan Uzun arkaik dönem Klazomenai plastik vazoları üzerine çalışmaya başlıyor. Trakya Üniversitesi’nden Yusuf Sezgin ise M.ö. 4. yüzyıl’da HBT sektöründe inşa edilmiş büyük yapıyı (saray ?) inceliyor. Yapının planı, inşa evreleri ve kronolojisine yönelik sorunların çözümü, Hellenistik dönemde yaygınlaşacak olan "basileia" mimarisinin kökenleri konusunda anlamlı sonuçlar doığurabilecek.

Lisans öğrencilerimizden Günsel Özbilen " Klazomenai Akpınar Nekropolisi’nde Ele Geçen Rhyton Askoslar" ve Melike Zeren ise "Klazomenai M.ö. 4. yüzyıl Kaselerinin Form ve Bezeme Gelişimi" üzerine çalışıyorlar. Yerli üretim kaselerde M.ö. 7. yüzyılda başlayan ve M.ö. 6. yüzyıl sonlarına kadar gelişimini izlediğimiz geleneğin M.ö. 4. yüzyılda da sürüyor olması dikkat çekiyor.

1998 yılında FGT sektöründe bulunan M.ö. 4. yüzyıl gümüş sikke definesinin temizlik çalışmaları İzmir Müzesi’nden Mustafa Kulkul tarafından sabırla sürdürülüyor. M.ö. 370-330 tarihleri arasında gömüldüğü düşünülen definede Atina tetradrakhmileri yanısıra Klazomenai tetradrakhmileri, drakhmileri ve 1 ½ obolosları mevcut. Özellikle Klazomenai sikkeleri üzerinde izlenen yönetici isimleri M.ö. 4. yüzyıl tarihi için anlam taşımaktadır. Sikkelerin Halle Üniversitesi’nden Prof. Dr. Andreas Furtwängler ve ekibinin hazırlayacağı yayınında buluntu durumunu Nezih Aytaçlar ele alacak

Klazomenai nekropolislerinde ele geçmiş pişmiş toprak lahitler gerek hacimleri, gerek pişme sorunları, gerekse içinde yer aldıkları toprağın organik yapısı nedeniyle maalesef oldukça kötü kondisyondadırlar. Bu lahitler üzerinde sağlıklı çalışmalar yapmak ve bu eserleri bizden sonra gelecekler için koruyabilmek için ciddi bir restorasyon çalışması gerekmektedir. Bu amaçla Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümü’nden Semih Özkan ve öğrencilerinin başlattığı çalışmalar sürmektedir. Ancak bu acil sorunun daha büyük boyutlu bir proje kapsamında ele alınması için destek beklenmektedir.

Klazomenai arkaik dönem zeytinyağı işliğinin dünyaya tanıtılmasında Ege İhracatçı Birlikleri’nin girişimiyle ABD’li gourmet’lerden oluşan bir yazar grubunun Nisan ayında yaptıkları Klazomenai gezisi anlamlı olmuştur. Zeytinyağı teknolojisine İonia’nın katkıları bir kez daha tartışmaya açılırken, işliğin ayağa kaldırılmasının aciliyeti de ortaya çıkmaktadır. Mart ayında Turizm Rehberliği Derneği üyelerine Klazomenai’yi tanıtan bir konferans Nezih Aytaclar tarafından verilmiş ve kent alanı turist rehberleri ile birlikte gezilmiştir. 3 Mayıs 2000 tarihinde ise Prof. Dr. Güven Bakır antik kenti tanıtan bir konferansı Rotary Club üyelerine vermiştir.

Bilim ve Ütopya dergisinin Mart 2000 sayısında Prof. Dr. Güven Bakır’la Klazomenai üzerine yaptığı söyleşi yayınlandı, kentle ilgili açıklayıcı yazıları ise Nezih Aytaçlar kaleme aldı. Klazomenai kazılarının geride kalan yirmi yılının sonuçlarını kamuoyuna tanıtmak amacıyla bir kitap hazırlandı ve çalışma bilgisayar ortamında bitirildi. Önümüzdeki günlerde yayınlanması planlanmaktadır.

Sizlere daha önce duyurduğumuz Web sayfamızın Almanca versiyonu aşama aşama hazırlanmakta ve internet dolaşımına sunulmaktadır (http://klazomenai.tripod.com). Bu sayfada kısa bir tanıtımla yetinilmemiştir. Kentteki arkeolojik kazılarda bugüne kadar elde edilmiş sonuçların tartışıldığı ve yeni buluntular ışığında güncelleştirilen sayfamız 50-60 sayfalık metin ve 200 kadar görüntüyle, ilgilenenlerin bir çok sorusuna cevap verebilecek kapsamdadır.

Bizzat Klazomenai tarafından kolonize edildiğini tarihi kaynakların aktardığı kentlerden biri Abdera’dır. Kentte yürütülen arkeolojik kazılarda ele geçen buluntular ana kent/koloni arasındaki kültürel ilişkilerin kavranmasında önem taşıyor. Bu nedenle iki kazı arasındaki sağlıklı bilgi alışverişi bir zorunluluk haline gelmektedir. Yunan meslekdaşlarımızla yaptığımız çalışmalar sonucunda bilimsel ve kültürel olarak anlam taşıyan bu işbirliğinin ilk meyvesi olarak, önümüzdeki sonbaharda Selanik’de bir workshop yapılmasını kararlaştırdık. Komşular arası ilişkilerin diğer alanlarda da sürmesini umuyoruz.

2000 yılı kazılarında planladığımız hedeflere ulaşmak için, resmi ve özel kuruluşlardan aldığımız destek vaatleri gerçekleşirse, kazı sezonu sonrası sizlerle tekrar haberleşmekten mutlu olacağız.

Güven Bakır
Klazomenai Kazısı Başkanı

 

Resim 1. Klazomenai Akpınar Nekropolisi’nde bir kremasyona ölü hediyesi olarak bırakılmış orientalizan oinokhoe, M.ö. 7. yüzyıl ortası. Çizim: Fuat Yılmaz.

Resim 2. Akpınar Nekropolisi’nden erken dönem apsisli pişmiş toprak lahit. Gerek formu, gerekse de iç ve yan yüzlerdeki bezeme şemasıyla Mısır örneklerinden etkilenmiştir, M.ö. 7. yüzyıl son dörtlüğü. Çizim: Ertan İplikçi.

Resim 3. Klazomenai Akropolis buluntusu triton ve deniz canlıları betimli kabartmalı vazo parçası, M.ö. 6. yüzyıl.

Resim 4. İon kentinin kuruluş günlerine tarihlenen yapıda ortaya çıkarılan Protogeometrik ve Geometrik dönem skyphoslarından örnekler, M.ö. 10-8. yüzyıl. Çizim: Fuat Yılmaz.

Resim 5. Yıldıztepe Nekropolisi buluntusu Klazomenai pişmiş toprak lahiti, M.ö. 6. yüzyıl ortası. Klasik lahitlerin erken ressamlarından Dennis Ressamı tarafından bezenmiştir. Rezerve teknikle yapılan hayvan betimleri ve bitkisel motifler dönemin orientalizan seramiği ile uyum içindedir. Çizim: Fuat Yılmaz.

Resim 6. Akpınar Nekropolisi lahitleri seramik sanatçısı Semih Özkan tarafından restore ediliyor.

Resim 7. 1979-1982 yılları arasında kazılan Klazomenai Yıldıztepe Nekropolisi, üç ayrı evrede yapılmış çok sayıda gömüyü içermektedir. Geometrik dönemde de kullanılmış olan mezarlık alanında M.ö. 6. yüzyılın ikinci dörtlüğü başlarında yapılan düzenlemeyle pişmiş toprak Klazomenai lahitleri içine gömü yapılmasına başlandığı anlaşılmaktadır. Figürlerle zengin bir şekilde bezenmiş lahitlerin bu erken gömü evresine ait olması dikkat çeker. M.ö. 546’da Pers istilası sonrasında kentle birlikte mezarlık alanı da terkedilmiş, aynı yüzyılın son dörtlüğü başlarında tekrar kullanıma açılarak yaklaşık 25 yıl gibi kısa bir süre içinde çok sayıda yeni gömü yapılmıştır. Figürlü ve figürsüz olarak bezenmiş lahitler yanısıra amphora ve pithos içine de gömü yapılmıştır. Mezarlığın son kullanımının M.ö. 5. yüzyıl sonlarında başladığı ve M.ö. 4. yüzyıl içinde sürdüğü anlaşılmaktadır.

Resim 8. Klazomenaili seramik ustaları Attika seramiği etkisiyle M.ö. 6. yüzyıl ikinci yarısında siyah figürlü seramik üretmeye başlarlar. Akropolis buluntusu parçada mitolojik bir yaratık olan sirenler betimlenmiştir.

Resim 9. M.ö. 5. yüzyıl başlarından itibaren bir ada kenti olan Klazomenai’de M.ö. 4. yüzyıl ilk yarısında anakarada Khyton adlı bölgede yeni bir kent kurulur. Feride Gül Tarlası’nda yapılan çalışmalarda bu kentin düzenli bir dikdörtgen plan gösteren sivil yerleşim alanları açığa çıkarılmıştır. Kentteki evlerden birinde ele geçen 149 gümüş sikke içeren define, buluntu durumuna göre M.ö. 370-330 tarihleri arasında gömülmüş olmalıdır. Definedeki Klazomenai tetradrakhmilerinin bir yüzünde tanrı Apollon’un başı, diğer yüzünde kentin simgesi olan kuğu figürü yer alır. Sikkelerde kentin adı ile birlikte dönemin yöneticisinin adı da belirtilmiştir.

Resim 10. Khyton’daki M.ö. 4. yüzyıl yerleşmesindeki konutların çatıları kiremit ile örtülüydü. Kırık çatıda kullanılması gereken mahya kiremiti örneğinin ele geçmemesi, çatıların tek yöne eğimli olarak planlandığını düşündürmektedir. Oluklu tip çatı kiremiti yerleşim düzeni tasarımı. Çizim: Gürol Barın.


Anasayfa I Klazomenai'den Haberler 1 I Klazomenai'den Haberler 2 I Klazomenai'den Haberler 3 | Klazomenai'den Haberler 4 |  Klazomenai'den Haberler 5 | Klazomenai'den Haberler 6 |  Klazomenai'den Haberler 7 | Klazomenai'den Haberler 8 | Klazomenai'den Haberler 9 |  Klazomenai'den Haberler 10